Şizofreni: Nedir? Belirtileri Nelerdir? Neden Ortaya Çıkar? Ve Daha Fazlası
“Şizofreni” ve “Şizofren” Nedir?
Şizofreni, düşüncede, gerçeklikli bağlantının kesilmesi sonucu algıda ve davranışta bozulmaların yaşandığı, gördükleri, duydukları ve yaşadıkları ile ilgili gerçek ve hayal ayrımının yapılamadığı zihinsel bir hastalıktır. Şizofreni olan kişiler seslerin ya da yaşananların gerçek ve hayal ayrımına varamaz. Sanrılar, halüsinasyonlar, konuşma ve duyguyu ifade etme zorluk yaşama şizofreni belirtileri arasında yer alır. İlaç ile tedavi edilebilen bu hastalığın tekrarlamaması için genellikle ömür boyu tedavi yöntemlerinden yararlanılması gerekiyor.
Şizofreni, var olmayan şeyleri görme veya duyma şeklinde halüsinasyonları ve paranoyak düşünceleri içeren ruh hastalığıdır. Paranoya, halüsinasyon, korku ve panik gibi durumlar şizofreni belirtileri arasında yer alır. Şizofreni hastalarında şiddete eğilimi bulunmamaktadır. Bu yüzden toplum içerisinde yaşamlarına devam edebilirler ancak kronikleşen psikiyatrik bir rahatsızlık olan şizofreni, günlük yaşamda zorluk yaşanmasına neden olur. Genellikle yavaş yavaş ortaya çıkan bu ruhsal hastalıkta erken teşhis ve tedavi büyük önem taşır.
Hastalık öncesi prodrom denilen dönemde silik belirtiler göstererek sinsice başlayabildiği gibi ani olarak da ortaya çıkabilir. Hastalık öncesi belirtiler sıklıkla içine kapanma, arkadaşlarından ve aktivitelerden uzaklaşma, konuşmada azalma, eksantrik uğraşılar gibi olabilir. Şizofreni durumunda semptomlar sanrıları (olağandışı inançlar), halüsinasyonları (gerçekte var olmayan şeyler görmek), düzensiz konuşmayı, düşünme güçlüğünü ve motivasyon eksikliğini içerebilir. Belirtilerin çoğu farklı tedavi yaklaşımları yardımıyla büyük ölçüde gerileme gösterebilir. Şizofreni için kesin iyileşme sağlayan bir tedavi mevcut olmasa da var olan seçenekler yardımıyla çoğu olguda belirtilerin kontrol altına alınması ve tekrarının azaltılması mümkündür.

Şizofreni Çeşitleri Nelerdir?
Güncel sınıflandırma sistemine göre şizofreninin alt tipleri kaldırılmıştır. Bununla birlikte eski sınıflandırma sistemine göre şizofreni türleri aşağıda sıralandığı gibidir;
1-Paranoid Şizofreni
- Sanrıların ve halüsinasyonların ön planda olduğu bilişsel bozulma ile içe çekilme gibi negatif belirtilerin daha arka planda kaldığı ve işlevselliğin görece korunabildiği tiptir.
- En yaygın görülen şizofreni türüdür. Kişi halüsinasyonlar görür ve sanrılar yaşar.
2-Dezorganize (Hebefrenik) Şizofreni
- Konuşmanın, davranışların ve duyguların organizasyonunun bozulduğu, anlamsız gülmeler ve yüz ifadelerinin olabildiği, günlük yaşam etkinliklerinin ve öz bakım becerilerinin ileri derecede bozulabildiği, organize olmayan bölük pörçük sanrı ya da varsayımların olduğu tiptir.
- Bu şizofreni tipinde kişiler bağlantısız tepkiler gösterme eğilimindedirler.
3-Katatonik Şizofreni
- Motor hareketlerde azalma, aşırı negativizm, konuşmama, tam tersine aşırı motor etkinlik, karşıdakinin söylediklerini ve hareketlerini tekrarlama, kaslarda katılık, hareket ettirmeye karşı direnç gibi hareket sistemi ile bağlantılı belirtilerle kendini gösteren tiptir.
- Kişinin uzun süre kıpırdamadan tepkisiz kaldığı psikomotor durum olarak tanımlanır.
4-Farklılaşmamış Şizofreni
- Az önce bahsettiğimiz üç tip şizofreninin (paranoid, dezorganize ve katatonik şizofreni) belirtilerini ve özelliklerini bir arada taşıyabilen ve gösterebilen şizofreni türüdür.
- Şizofreni hastalığının tanıya rağmen çeşidinin belirlenememesi durumunda bu tip şizofreni kabul edilir.
5-Rezidüel (Tortu Tip) Şizofreni
- Daha önce şizofreni belirtilerini yoğun bir şekilde göstermiş, ancak sonrasında düzelmesine karşı içe çekilme, konuşma azlığı ya da çok detaylı olmayan sanrı ve varsayımlarla kendini gösteren bir tip olarak sınıflanabilir.
- Şizofreni semptomları gösteren hastalarda belirtilerin yok denecek kadar aza indiği dönemdir. Semptomları azalmıştır fakat kişinin hayata karşı olumlu düşünceleri bulunmaz.
Şizorfeni hastalığı, diğer bir sınıflandırma sistemine göre Tip 1 ve Tip 2 diye ayrılır. Tip 1 diye ifade edilen durumda daha çok pozitif semptomlar adını verdiğimiz hezeyan ve halüsinasyonlar gözlenir. Tip 2 de ise negatif belirti denilen içe çekilme, konuşmada azalma, öz bakımda azalma gibi negatif belirtilerin baskın olduğu görülür. Genel olarak Tip 2 şizofreninin seyri daha kötü, Tip1’in tedavi yanıtı ise daha iyi olmaktadır.

Şizofreninin Ortaya Çıkmasının Nedenleri Nelerdir?
Şizofreni, birçok faktörden etkilenerek bilişsel kaynaklı meydana gelen bozukluklardan, genetik yapıdan ve enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkar. Şizofreni çok nedenli bir rahatsızlık olarak düşünülebilir. Şizofreninin bazı genetik faktörlerle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Özellikle bazı ailelerde şizofreni hastaları yoğunlaşmaktadır. Bunun yanı sıra çevresel nedenler, annenin gebeliği sırasında geçirdiği bazı enfeksiyon hastalıkları gibi faktörler şizofreninin sebepleri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte beyin yapısı ve gelişimi ile bağlantılı olduğuna dair çeşitli teoriler öne sürülmektedir.
Şizofreninin kesin nedeni bilinmez fakat genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığını tahmin edilmektedir. Genler ve bir dizi çevresel faktör arasındaki etkileşim şizofreniye neden olabilir. Bunun dışında psikososyal faktörler de şizofreninin başlangıcını ve seyrini etkileyebilir. Erkeklerin ve kadınların şizofreniye yakalanma olasılığı eşittir. Fakat erkekler daha erken dönemde şizofreni semptomları göstermeye başlayabilirler. Şizofreni semptomları aniden başlayabilir ya da zaman içerisinde daha belirgin hale gelebilir. Şizofreninin bilinen kesin bir nedeni olmasa da şizofreni ile ilişkilendirilen birkaç durum vardır. Bu durumlar şunlardır :
- Kış aylarında doğmak
- Çok düşük doğum ağırlığı
- Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar
- Eğlence amaçlı madde kullanımı
- Genetik faktörler
- Beyin yapısı

Şizofreni Belirtileri Nelerdir?
Anormal davranışlar, odaklamada zorluk çekme, abartılı hareketlerde bulunma, söylenenleri dinlememe gibi durumlar şizofreni belirtileridir. Şizofreni belirtileri her hastada farklı şekilde ortaya çıkabilir. Şizofreninin alevlendiği dönemde sanrılar, halüsinasyonlar veya düzensiz konuşma görülen şizofreni hastalarında en sık izlenen belirti kişinin hasta olduğunu düşünmemesi ve iç görüsünün olmamasıdır. Şizofreni belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterse de genel olarak üç ana kategoriye ayrılır;
1-Psikotik Belirtiler
Kişinin dünyayı algılama, düşünme ve hareket etme deneyimlerine bağlı olarak oluşan şizofreni belirtileridir. Psikotik belirtileri olan kişiler olduğu durumdaki gerçeklik duygusunu kaybederek dünyayı farklı şekilde deneyimleyebilir. Bazı şizofreni hastalarında bu belirtiler gidip gelir. Psikotik belirtiler şu durumları içerir:
a-Halüsinasyonlar (Varsanı):
Gerçekte olmayan şeylerin görülmesinden kaynaklı olarak ortaya çıkan bu belirtide şizofreni hastası sesler duyabilir. Sesler duyan kişiler, aileleri veya arkadaşları bir sorunu fark etmeden önce uzun süre bu seslerle yaşayabilir. Duyma, koklama, tatma ve hissetme duygularında değişiklikler gözlemlenir.
Halüsinasyonlar var olmayan şeyleri görme, duyma, koklama, tatma veya hissetme olarak tanımlanabilir. En yaygın halüsinasyon sesler duymaktır.
b.Sanrılar (Hezeyan):
Sanrı yaşayan kişiler etrafındaki kişilere mantıksız görülen tepkiler verebilir. Şizofreni belirtisi olarak ortaya çıkan sanrılarda kişiler kendilerinin tehlikede olduğunu düşünerek onlara zarar verilmeye çalışıldığına inanır.
c.Düşünce Bozukluğu:
Bir kişi mantıklı olmayan ya da alışılmadık düşünme biçimlerine sahip olduğunda şizofreni olarak tanımlanabilir. Düşünce bozukluğu belirti olarak ortaya çıkar ve kişinin konuşmasını, düşüncelerini etkiler. Bazı durumlarda kişi bir anda konuşmayı bırakır ve farklı konuya atlar. Hiçbir anlam ifade etmeye sözcükler kullanılması da düşünce bozukluğunun göstergesidir.
d.Hareket Bozukluğu:
Bir kişi anormal vücut hareketleri sergilediği durumda şizofreni belirtisi olarak tanımlanabilir. Hareket bozukluğu olan kişiler belirli hareketleri defalarca tekrarlayabilirler.
Kişinin davranışları düzensiz ve öngörülemez hale gelebilir. Görünüşü veya giydiği kıyafetler başkalarına alışılmadık gelebilir. Şizofreni hastaları sebepsiz olarak tedirgin olabilir, bağırabilir veya küfür edebilirler. Düşüncelerinin başkası tarafından kontrol edildiğine, kendilerine ait olmadığına, zihinlerine başka biri tarafından yerleştirildiğine, sanki biri düşünceleri zihinlerinden çıkarıyormuş gibi kaybolduğuna inanabilirler.

2-Negatif Belirtiler
Günlük aktivitelere olan ilginin azalması, motivasyon kaybı, sosyal ortamdan çekilme, duyguları yansıtmada zorluk ya da normal işlevselliğin dışında yer alma gibi durumlara şizofrenin negatif belirtileridir. Bunun yanında negatif belirtiler şunları içerir:
- Günlük aktiviteleri planlamada ve bunlara bağlı kalmada zorluk yaşama
- Günlük yaşamda zevk almada zorluk yaşama
- Donuk bir sesle konuşma
- Sınırlı yüz ifadesi gösterme
- Sosyal etkileşimden kaçınma
- Enerjinin çok düşük olması
- Pasif faaliyetlerde çok fazla zaman harcama
Bu semptomlar bazı durumlarda depresyon veya diğer akıl hastalıklarının semptomlarıyla karıştırılabilmektedir.
3-Bilişsel Belirtiler
Bilişsel belirtiler, uzun süreli konsantrasyon bozukluğu ve hafıza sorunlarını içerir. Bu belirtiler konuşmaları takip etmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi veya randevuları hatırlamayı zorlaştırabilir. Şizofreninin bilişsel belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
- Karar vermek için anlama ve kavrama sorun yaşama
- Bilgiyi öğrendikten hemen sonra kullanmakta zorluk çekme
- Odaklanma veya dikkat etmede zorluk yaşama
- Özetle aşağıdaki belirtilere sahip olan bir kişi için şizofreni tanısı konabilir:
- Halüsinasyon görme
- Gerçek dışı inançlara yönelik sanrılar
- Motivasyon eksikliği
- Yavaş hareket etme
- Uyku düzeninin bozulması
- Düzensiz düşünce ve konuşmalarda bulunma
- Sosyal olarak kendini izole etme
- Işık ve gürültüye karşı tepki ve hassasiyet
- Kişisel hijyen eksikliği
- Beden dili ve duygudurumda değişiklikler
- Sosyal aktivitelere karşı ilgi kaybı
NOT: Bahsedilen belirtilerin zaman zaman deneyimlenmesi ya da sadece birkaçının olması şizofreni tanısı için, özellikle de bir bireyin kendi kendine böyle bir teşhis koyması için asla yeterli değildir. Kişiler kendi kendilerine tanı koymaktan kaçınmalı, eğer bir şüphe duyuyorlarsa en kısa süre içerisinde bir mental sağlık uzmanına (psikolog ve/veya psikiyatr) gitmeleri gerekir.

Şizofreni ve Tanı Süreci
Şizofreni hastalığında temel teşhis muayene ile konulur. Belirtilerin varlığı ve bu belirtilerin 6 aydan uzun sürmesi teşhis için önemli işaretler olmaktadır. Belirtiler sadece şizofreniye özgü olmadığı için öncelikle epilepsi, bulaşıcı hastalıklar gibi genel tıbbi duruma bağlı olarak gözlenen hastalıklar olan diğer organik patolojilerden ve psikotik depresyon, bipolar bozukluk ve diğer psikotik belirtili psikiyatrik rahatsızlıklardan da muayene ile ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir. Tanıda kullanılan özgün bir görüntüleme ve laboratuvar yöntemi olmamasına karşın ayırıcı tanı için kan tahlili, beyin görüntüleme ve EEG gibi tanı yöntemleri de kullanılabilir. Kesin tanı koyduran bir psikometrik test bulunmamakla beraber hastalara ayırıcı tanı sürecinde birçok psikolojik test yapılabilmektedir.
Şizofreni teşhisi için birden fazla test ve kontrol gerekir. Bu nedenle kişi öncelikle bir psikiyatri uzmanına yönlendirilir ve semptomların değerlendirilmesi istenir. Değerlendirme mevcut semptomlar, tıbbi geçmiş, aile öyküsü ve herhangi bir madde bağımlılığı sorunu hakkında sorular içerir. Kişinin semptomları hakkında daha fazla bilgi için bir aile üyesiyle konuşmak da gerekebilir. Doktor daha sonra fizik muayene yapabilir ve altta yatan nedenleri ekarte etmek için kan testleri veya beyin taraması isteyebilir.
Doktorlar şizofreniyi düşündüren semptomların felç, beyin yaralanmaları, tümörler ve beyin yapısındaki diğer değişiklikler gibi sorunlardan meydana gelmediğinden emin olmak için çeşitli görüntüleme teknikleri isterler. Bu teknikler genellikle BT ya da MRG’dir.

Şizofreni ve Tedavi Süreci
Şizofreni hastalığının tedavisinde ilaç tedavisi esastır. Verilen ilaç tedavisinin uzun süreli olarak kullanılması gerekmektedir. İlaç tedavisinde anti psikotik adı verilen ilaçlar kullanılmaktadır. İlaç uyumu kötü olan, tanısında şüpheler bulunan ya da kendine ve çevresine zarar verme ihtimali olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilmektedir. Tedavi uyumu olmayan hastalarda ağızdan verilen tedavilerden ziyade, uzun etkili diye adlandırılan kas içi enjeksiyon yöntemiyle uygulanan ilaç tedavileri tercih edilmektedir. Yan etkilere göre bazen farklı ilaçların ya da dirençli hastalarda farklı gruplardan ilaçların kullanımı da gündeme gelebilmektedir. Hastanın tedaviyi kabul etmediği veya ayırt etme gücü olmadığı özel durumlarda ise vasilerinin yönlendirmesi ya da bazen de mahkeme kararlarıyla bu hastaların tedavileri gerçekleştirilebilmektedir.
İlaç tedavisinin yanı sıra psikotorepi, aile terapisi, diğer toplum ruh sağlığı merkezlerinde uygulanan yöntemlerde tedaviye uyumu artırmak, işlevsellikteki kayıpları düzeltmek ve rehabilite etmek amacı ile gerçekleştirilebilmektedir. Bununla birlikte bazı tedaviye dirençli hastalarda, aciliyeti olan hastalarda ve katatonik hastalarda EKT (Şok tedavisi) uygulanabilmektedir.
1-Psikoterapi Yöntemleri
Psikoterapiler insanların semptomlarını anlamalarına, yönetmelerine ve yeni baş etme yollarını öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bilişsel davranışçı terapi gibi psikoterapi yöntemleri şizofreni hastalarının hastalıklarıyla başa çıkmalarına ve durumlarını yönetmelerine yardımcı olabilir.
Tedavide kullanılabilen diğer yöntemler arasında, kişinin motivasyon kaybını yenmesine ve semptomlarını tanımasına yardımcı olabilecek, sanat ve drama terapisi yer alır. Sağlık hizmeti sağlayıcıları ayrıca sosyal becerilere yardımcı olmak, kişisel bakım rutinleri oluşturmak gibi farklı alanlara da odaklanan teknikler önerebilir.
2-Topluluk Desteği
Akıl sağlığı hizmetleri şizofreni hastaları için pratik destek de sağlayabilir. İstikrarlı bir yaşam ortamı, destekleyici ilişkiler ve anlamlı bir iş veya aktivite iyileşme için temel bileşenlerdir. Şizofreni hastası bazı kişiler işe veya eğitime geri dönmelerine yardımcı olacak rehabilitasyon ve beceri eğitimine ihtiyaç duyabilir.
3-Hastanede Tedavi
Şizofreni hastalarının bazılarının zaman zaman hastanede tedavi edilmesi gerekebilir. Hastaneye yatış, semptomlar kontrolden çıktığında veya kişi evde idare edemediğinde yardımcı olmak için tercih edilir.
4-Elektrokonvülsif Terapi
Elektrokonvülsif tedavi (EKT) semptomların belirli ilaçları denedikten sonra düzelmediği ve kişinin kendine zarar verme veya başkalarına zarar verme riski altında olduğu durumlarda tercih edilen bir tedavi seçeneğidir. Bu tedavi kafa derisine uygulanan ve beynin belirli kısımlarını uyaran bir elektrik akımı kullanmayı içerir. Siz de ruhsal bazı sorunlar yaşıyorsanız bir sağlık kuruluşuna başvurarak destek almayı ihmal etmeyin.
YORUM YAPIN