Kendini Feda Etme: Sessiz Bir Tükeniş
Kendini Feda Eden Kişi Kimdir?
“Neye ihtiyacım var?”… Bu aslında basit ve unutulmuş bir sorudur. Hayatın otomatikliği içerisinde kendi için yaşamayı unutmaya başlar insan. Çünkü var olmayı değil var etmeyi amaçlamaya başlar. “Ben”ile başlayan cümlelerin yerini “sen” ile başlayan cümleler alır ve yavaş yavaş bu unutulmuş soru, “senin neye ihtiyacın var” sorusuna dönüşür. Eğer kendiniz için değil başkaları için yaşamaya başladıysanız bunun adı “Kendini Feda Şemasıdır”.
Bu şemanın oluşumundaki en büyük etken ebeveyndir. Çünkü ebeveyn çocuğa bu duyguyu empoze edendir. Yetersiz, değersiz, güçsüz ebeveyn çocuğu kendi kurtarıcısı olarak görmekte ve farkında olmadan ona büyük sorumluluklar yüklemektedir. Çocuk bir anda kendini şevkat gösteren, ebeveynin ebeveynliğini yapan bir senaryo içerisinde bulur. Bu durumu çocuğun ileride sahip olduğu partnere karşı sürekli bakım verme isteği, onun kaygı veya istekleri için yaşama, kendini hiçe sayma, onun ihtiyaçlarını karşılayamadığında kendini suçlama gibi durumlarda kendini bulmasına neden olur. Kendi kararları değersizdir, partneri konfor içerisinde tuttukça mutlu olurlar. Mutlu olmayı değil, mutlu etmeyi hedeflerler, almaktan değil vermekten haz duyarlar. Biri için bir şey yaptıkça değer göreceklerini düşünürler.
Bencillik ve Fedakarlık: İki Uçlu Değnek
Aslında toplumsal yapı da fedakarlık duygusunu besleyen ve kişinin kendini feda etmesini güdüleyen bir yapıdadır. “Ne kadar hayırlı bir evlat, ailesine bakıyor” gibi bir çok cümle vardır içsesimizde. Kendimizi feda ettikçe daha fazla takdir alacağımızı düşündüğümüz bir motivasyon aşılar bu içimize yer etmiş söylemler biz farkında bile olmadan. Ailesine ebeveynlik yapan çocuk “hayırlı evlat” olarak nitelendirilir. Bu takdiri alabilmek adına ailesi için kendi ihtiyaçlarından vazgeçen bir çocuğun evrimidir bu. Kendi ihtiyaçlarını önceliği olan kişileri, “bencil” olarak etiketlemeyi de sever toplum. Bunu gören çocuk yine kendi ihtiyaçlarını ifade etmekten korkan, vermekten gocunmayan bir davranış mekanizması oluşturmaya başlar.
Yetersizlik duygusu, kendini feda şemasının en büyük sonucudur. İnsanın kendi doğasında yatan daha fazlasını isteme arzusu, kendini feda edan kişi için de daha fazlasını verme zorundalığına dönüşür. “Acaba artık mutlu edemiyor muyum?”, “ Onun için yaptığımı beğenmedi mi?”, “Artık yeterince onun ihtiyacını karşılayamıyor muyum?” gibi yetersizlik düşünceleri zihni meşgul etmeye başlar. Kişi daha fazlasını vermeye çalışırken çok ciddi bir depresif duygu duruma girer ve kendi ihtiyaçlarını görmezden gelerek ihmal etmeye başlar. Kendini feda etmek bir kahramanlık olarak görülse de bu bazen yorucu ve inciticidir. Kişi fedakar yönünü, özsaygı ve özsevgisini kaybetmeden, ihtiyaçlarını görmezden gelmeden bunu bir harmoni içerisinde yaptığı sürece huzura kavuşacaktır.

Kendini Feda Etmeyi Bırakmak
1.Adım
İlk adımda şu iki şeyi bir kere baştan kabul etmek gerekiyor. Nedir bu iki şey? 1. Sen zannettiğin kadar güçlü değilsin. Senin de ihtiyaçların var ve bu ihtiyaçlar da önemli. Aşırı fedakar insanlar genellikle sanki hiçbir şeye ihtiyaçları yokmuş, hiç yardıma ihtiyaçları yokmuş gibi davranırlar. Onlara ihtiyaçları sorulduğunda yo yo ben istemem gerek yok gibi sözler kullanırlar. Her insan gibi sizin de ihtiyaçlarınız olduğunu ve bu ihtiyaçların önemli olduğunu ve bazen öncelikli olabileceğini kabul etmek lazım. İkinci kabul etmemiz gereken şey ise şu. Nasıl ki siz zannettiğiniz kadar güçlü ve etkili değilseniz, diğer insanlar da zannettiğiniz kadar aciz ve yardıma muhtaç değiller. Özellikle kendini feda şemasında öyle olmasa bile her şeyden ve herkesten kendimizi sorumlu hissederiz. Acaba şöyle yapsaydım daha mı iyi olurdu? Ben böyle yapmadım da ondan mı öyle oldu? Acaba yeterince yardım ettim mi? Daha fazlasını mı yapmalıyım? Ve bu düşüncelerle gelen suçluluk duygusu ve bu suçluluk duygusuyla baş edebilmek için gittikçe şiddetlenen kendini feda ve yardım davranışları. Bu şemada başkalarının duygularını, hayatlarını, onların başlarına gelenlerin sorumluluğunu adeta kendi üstümüze alırız. Bu aslında diğerinin sınırını geçmektir. Ayrıca onların sorunlarla baş edebilme ve dayanabilme güçlerini de azımsarız şemamızın etkisiyle. Yani kendi etki alanımızı abartılı şekilde büyük ve geniş algılarken, karşıdaki insanın bunlara dayanabilme, bunlarla baş edebilme gücünü de azımsarız. Aslında bunu yaparken, yani birilerine ihtiyaç duymasa bile sürekli böyle bir yardım ve kendini feda etme davranışında bulunurken, bir taraftan da onların sorunlarla baş etme gücünü ne yazık ki zayıflatıyoruz ve kendimize bağımlı bir hale getiriyoruz.

2.Adım
İkinci adımda bir liste yapacağız. Bu liste için önünüze bir kağıt alın ve bu kağıdı ikiye bölün. Sol taraftaki sütuna. Kendinizi feda ettiğiniz durumlardan örnekler yazın. Mesela hayır diyemediğiniz durumlar, kendi gerçek istek ve ihtiyaçlarınızı ifade edemediğiniz durumlar. Bunları yazarken kendimi ifade edememek gibi genel bir ifade yerine örneğin birisiyle yemeğe gittiğimde bana ne istediğimi sorduğunda gerçek isteğimi söyleyememek, fark etmez demek gibi daha somut örnekler yazın. Listeye fedakarlıklarınızı da yazın. Ödün verdikleriniz kimler için? Nelerden ödün verdiniz? Bu listeye ayrıca kullanıldığınızı düşündüğünüz durumlar, rahatsız olduğunuz halde söyleyemediğiniz şeyler. Pasif agresif tavırlarınız. Bunları da yazın. Pasif agresif tavır karşı tarafa açıkça hayır diyemeyip ya da açıkça rahatsızlığınızı söyleyemeyip. Bunu dolaylı yollardan göstermektir. Örneğin birisi sizden bir şey yapmanızı ister. Siz buna aslında hiç evet demek istemiyorsunuz. Dur. Ancak hayır diyemediğiniz için tamam olur, yaparım demişsinizdir. İçten içe hiç yapmak istemiyorsunuzdur. Fakat direkt hayır diyemediğiniz için işi sallarsınız, geciktirirsiniz. Bu pasif agresif bir tavırdır. Ya da birisine açıkça rahatsız olduğunuz şeyi söyleyemediğiniz için surat asmak, imada bulunmak, yani dolaylı yollardan bir şekilde rahatsız olduğunuzu göstermek yine pasif agresif tavır örneğidir.

3.Adım
Üçüncü adımımız tetikleyici kişileri fark etmek ve onlardan uzaklaşmak. Genellikle şemamızı tetikleyen kişilere, durumlara, ilişkilere doğru çekiliriz. Buna şema kimyası deniyor. Yani kendini feda şeman mı var? Daha çok böyle muhtaç, bağımlı, sorumsuz kişilere doğru çekilirsiniz. Ya da teslimiyet, boyun eğicilik şemanız mı var? Baskın Diğerleri üzerinde kontrol kurmayı seven bencil kişilere doğru çekilebilirsiniz. Aslında bunun bilinç dışı sebeplerinden birisi de ilk yaralı ilişkimize benzeyen ilişkilere ve durumlara doğru çekilip onu onarma çabası. Belki bu sefer başarırım umudu. Gelin görün ki her ne kadar diğer insanlara göre bu insanlar size daha çekici gelse de ne yazık ki bu insanlarla ya da bu tarz durumlarda sağlıklı bir ilişki kurmanız zor. Çünkü bu tarz durumlar ve insanlar her seferinde sizin yaşamanızı tetikleyecekler ve bir döngünün içerisine gireceksiniz. O yüzden şöyle bir etrafınızdaki ilişkilere bir bakın. Her türlü ilişkiye ne tür davranış örüntüleri var genellikle ne tür insanlar var çevrenizde? Fark edin ve olabildiğince bu insanlara ve bu durumlara karşı önlem almaya çalışın.

Kendini Feda Şemasının Kökenleri ve Terapi Sürecindeki Tedavi Hedefleri
Kendini feda şeması geliştiren insanların çoğunun ebeveynleri genellikle şu özelliklere sahiptir: yoksun, çocuksu, depresif, yetersiz veya hasta olabilirler. Bu tür ebeveynlere sahip olmak, onlara yardım ettiğinizde kendinizi erdemli ve iyi hissetmenize neden olur. Bu, bir noktaya kadar işlevsel görünebilir; ancak bir çocuğun duygusal ihtiyacı, ona bakım vermesi gereken kişiye bakım vermek değildir. Bu durum normalleştiğinde, yetişkinlikte de kişi için başkalarına bakım vermek normal görünür. Ancak bu süreç, kişi bitkin düşene, pasif agresif ve öfkeli bir hale gelene kadar devam eder; yani işlevselliği bozulana kadar.
Kendini feda şemasına sahip kişilerin, duygusal ihtiyaçlarının farkında olmaları ve diğer herkes kadar kendi ihtiyaçlarını karşılama gereksinimlerinin olduğunu anlamaları ve özümsemeleri gerekir. Diğer insanlarla eşit haklara sahipsiniz! Bu kişiler genellikle kendilerini diğerlerinden daha güçlü görme eğilimindedirler, ancak bu gerçeklikle örtüşmez. Her insanın duygusal ihtiyaçları vardır ve kendini feda şemasına sahip kişilerin de duygusal ihtiyaçları vardır. Diğer insanlar tarafından ilgi görmekten mahrum kaldıklarını fark etmeleri önemlidir, çünkü bu da duygusal bir ihtiyaçtır. Çoğu durumda, kendini feda eden kişi, diğer kişinin iyi olmayacağını varsayar ancak bu genellikle gerçeklikle bağdaşmaz. Aşırı feda kısmı devre dışı kaldığında, ilişkiler daha işlevsel hale gelir. Sürmeyen ilişkiler ise genellikle toksik olarak adlandırılır. Bu tür ilişkiler, kişinin kendi bildiği konfor alanını sürdürebilmesi için gereklidir; kişi kendi yazgısını tekrarlar. Bazen güçlü olmak yerine incinebilir olduğumuzu bilmemiz ve bunu ifade edebilmemiz gerekir.
YORUM YAPIN