Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Sosyopati ve topluma karşı kişilik bozukluğu gibi farklı şekillerde de adlandırılan antisosyal kişilik bozukluğu, kişinin bilişsel ve zihinsel özelliklerinde ciddi bir bozulmaya yol açmayan ancak davranışsal bazı bozukluklar nedeniyle kişilerin sosyal yaşamını olumsuz etkileyen bir çeşit psikolojik sağlık sorunudur.
Antisosyal kişilik bozukluğu ruh sağlığını ilgilendiren kişilik bozukluklarından bir tanesidir. Kişilik bozuklukları kişinin düşünme ve davranış şeklini etkiler. Antisosyal kişilik bozukluğu bulunan kişiler genellikle başkalarına karşı olan davranışlarının normal olduğunu düşünürler. Ancak bu kişiler genellikle çevresindeki insanlara saygısız davranabilir, onları üzecek ve kızdıracak davranışlarda bulunabilirler.
Toplumsal normlara uyumsuzluk ile karakterize olan antisosyal kişilik bozukluğunda öfke, saldırganlık ve kıskançlık gibi olumsuz duygulara sık rastlanabilir. Bu kişiler çevrelerine verdikleri fiziksel ve duygusal zarardan dolayı genellikle pişmanlık duymazlar. Antisosyal kişilik bozukluğunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte yapılan bazı araştırmalar bazı faktörlerin antisosyal kişilik bozukluğunun görülmesinde etkili olabileceğini göstermektedir.

Risk Faktörleri Nelerdir?
Antisosyal kişilik bozukluğu için başlıca risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:
- Genetik Yatkınlık: Bazı araştırmalar antisosyal kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasında genetik faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir. Ancak kesin olarak hangi genin antisosyal kişilik bozukluğuna zemin hazırladığına yönelik günümüzde yeterli çalışma yoktur.
- Hormonal Problemler: Antisosyal kişilik bozukluğuna neden olan faktörlerden bir tanesi mutluluk ve sağlıklı bir ruh hali ile ilişkili olan serotonin hormonu eksikliği olabilir.
- Çevresel Faktörler: Yapılan bazı çalışmalar antisosyal kişilik bozukluğunun nedenlerinden bir tanesi olarak çocukluk çağında yaşanan bazı travmaları göstermektedir.
Yukarıda sayılanlara ek olarak erkekler antisosyal kişilik bozukluğu geliştirmeye kadınlardan daha yatkın olabilir. Ayrıca bazı araştırmalar alkol gibi zararlı alışkanlıkların da antisosyal kişilik bozukluğuna yatkınlığı artırabileceğini göstermektedir.
Antisosyal Kişilik Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?
Antisosyal kişilik bozukluğu belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Görülebilen başlıca belirtiler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1-Toplumsal normlara uymakta zorluk yaşama:
Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler toplumda genel geçer olarak kabul edilen toplumsa kurallara uymakta zorluk yaşayabilirler. Bu kişiler genellikle yasalara ve toplumsal normlara aykırı davranışlar sergileyebilirler. Aynı zamanda çevrelerindeki insanların duygu ve düşüncelerine yeteri kadar önem vermediklerinden diğer insanların haklarını kolaylıkla ihlal etmeye eğilimli olabilirler.
2-Sorumluluk hissinden yoksunluk:
Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerde görülen bir diğer durum da sağlıklı bireylerde olduğu gibi sorumluluk hissi olmamasıdır. Bu kişiler çoğu zaman sorumluluk almakta zorlanabilirler. Bu durum kişilerin okul hayatında veya iş hayatında tutarlı bir yol izlemelerini de zorlaştırabilir. Bu kişiler çevrelerine olduğu kadar kendilerine karşı da sorumsuz davranışlar sergileyebilir, zararlı alışkanlıklar edinmeye yatkın olabilirler.
3-Toplumsal hayattan kopukluk:
Antisosyal kişilik bozukluğunun en önemli belirtilerinden bir tanesi sosyal ortamlardan uzak durmaya çalışmaktır. Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler genellikle yakın ilişkiler kurmakta zorlanırlar. Bu kişilerin çoğu zaman yalnız kalmayı tercih ettiği görülür.
4-Başkasının duygusuna önem vermeme:
Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler diğer insanların duygularına anlam vermede ve başka insanlarla empati kurmakta zorluk yaşayabilirler. Bir başka ifadeyle acı çeken birisinin yanında umursamaz tavırlar gösterebilirler.
5-Olumsuz duygular:
Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler genellikle çevresine karşı sinirli ve tahammülsüz bir tavır sergilerler. Aynı zamanda bu kişilerde depresyon, anksiyete, alkol bağımlılığı gibi psikolojik sorunlara da daha sık rastlanabilir.

Uygulanan Test ve Tanı Süreci
Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alanında uzman bir psikolog ve psikiyatrist tarafından konulabilir. Tanı aşamasında uzman doktorlar tarafından hasta detaylı bir biçimde dinlenir. Ardından antisosyal kişilik bozukluğu testi gibi bazı tanı yöntemlerinden faydalanılır. Öncelikle uzman psikolog veya psikiyatrist hastada görülen semptomları değerlendirir. Davranışsal bazı özellikler uzmanlara antisosyal kişilik bozukluğu hakkında fikir verebilir. Bu davranış biçimlerinden bazıları aşağıdaki gibidir:
- Toplumsal yazılı veya yazısız kuralları sıklıkla çiğneme eğilimi,
- Çok sık yalan söylemek ve çevresindeki insanları kandırmaya eğilimli olmak,
- Yaptıklarından pişmanlık duymamak,
- Sorumsuz davranışlar sergilemek,
- Ruh halinin değişkenlik göstermesi,
- Öfke ve kıskançlık gibi duyguları sık tecrübe etmek,
- Hem çevresinin hem de kendi güvenliğini önemsememek,
- Plansız yaşamak,
- Çevrelerine ve kendilerine verdikleri zarardan pişmanlık duymamak
Kişinin 18 yaşından büyük olması ve yukarıda sayılan davranışlardan en az 3 tanesini gerçekleştirmesi uzmanlara hastada antisosyal kişilik bozukluğu hakkında fikir verebilir.

Tedavi Süreci
Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisi uzun bir süreç olabilir. Bu süreçte uzmanlar hastanın semptomlarının şiddetine göre bir tedavi planı belirlerler. Tedaviden olumlu sonuç alınması hastanın ve hasta yakınlarının tedavi sürecine katılması ile yakından ilişkilidir. Antisosyal kişilik bozukluğu durumunda uygulanan başlıca tedavi yöntemleri aşağıdaki gibidir:
1-Psikoterapi
Konuşma terapisi olarak da adlandırılan psikoterapi antisosyal kişilik bozukluğu bulunan hastalarda sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Konuşma terapisi sırasında uzman hekim kişinin davranışları, zararlı alışkanlıkları, geçmişte ve günümüzde yaşadığı olaylar gibi konularda bilgi edinerek kişinin onları değiştirmesine ve yönetmesine yardımcı olmayı amaçlar.
Günümüzde hastanın kendi düşünce yapısına odaklanmasını sağlamaya yönelik psikoterapi teknikleri de yaygın olarak kullanılmaktadır. Düşünce yapısı üzerinde düşünmeye başlayan hastalar zamanla duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirebilir.
2-İlaç Tedavisi
Günümüzde antisosyal kişilik bozukluğunu tedavi etmek için Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından özel olarak onaylanmış herhangi bir ilaç yoktur. Bununla birlikte uzmanlar bazı durumlarda antisosyal kişilik bozukluğuyla birlikte ortaya çıkabilen anksiyete veya depresyon gibi sağlık sorunları için bazı ilaçların kullanılmasını önerebilirler.
Antisosyal kişilik bozukluğunun tedavisinde kişinin tek başına terapi seanslarına katılması her zaman yeterli olmayabilir. Çoğu zaman aile üyelerinin de katıldığı aile terapileri tedavi sürecinin daha verimli geçmesine yardımcı olabilir.
Antisosyal kişilik bozukluğunun kesin bir tedavisi yoktur fakat semptomların kontrol altına alınması için çalışmalar yapılır. Tedavi sürecinde etkili sonuçlar için multidisipliner bir yaklaşım benimsenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle çoğu zaman psikoterapi, aile terapisi ve ilaç tedavisi gibi farklı tedavi seçeneklerinin birlikte uygulanması kişilik bozukluğu tanısı alan hastalarda tedavinin etkili olmasına yardımcı olabilir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Sosyopati
Psikopati ya da sosyopati ismiyle de anılan antisosyal kişilik bozukluğunda empati eksikliği, kibirli ya da abartılı bir kendini övme, söz cambazlığı ve etkileyici fakat yüzeysel bir duygulanım tipiktir. Aslında antisosyal kişilik bozukluğu bulunan kişilerin tamamı psikopati tanısına yetecek oranda bencil, duyarsız ve asalak davranışlar sergilemezler. Psikopati tanısında en önemli kriter antisosyal şiddet ve yeniden suç işleme eğilimidir. Psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğu ayırımında psikiyatri ve psikoloji dünyasında katı ve net kurallar yoktur. Bir çok psikopat ilk tanışmada etkileyici, doğal ve hoş görünebilir. Bunlar amaçlarına ulaşmak için başkalarını duygusuzca kullanırlar. Geçmişi ya da geleceği düşünmeden mevcut anı yaşamak ve o anki çıkarları doğrultusunda her şeyi yapabilmek onlar için tamamen normaldir.
Psikopatide vicdan gelişimi yetersizdir. Söz cambazlığı ile yüksek ahlaki standartları savunsalar da davranışlarında vicdandan eser yoktur. Buna karşılık entelektüel gelişimleri gayet normaldir.
Yasaları itkisel ve sonuçlarını düşünmeden çiğneyebilen psikopatlar için istediklerini hak etmek değil, sadece almak prensibi işler. Anlık zevkler uğruna bir kalemde her şeyi silebilirler. Antisosyal kişilik bozukluğu olanlarda alkol ve madde kullanımı/bağımlılığı yüksektir. İntihar denemeleri ve ölümle sonuçlanan intiharlar da antisosyal kişiliklerde normalin üzerindedir.
Psikopat yapılı insanlar çoğu kez etkileyici ve hoştur. Kolaylıkla kendini sevdirebilir, rahatlıkla yeni arkadaşlar edinebilir. Sıklıkla yalan söyleseler de, bu davranışlarını ustaca kamufle edebilir, aksini savunarak sizi kolayca ikna edebilirler. Yalanı yakalandığında affettirmeyi çok iyi bilirler, fakat sözlerinde durmazlar. Bundan dolayı da yakın arkadaşlıkları uzun sürdüremezler. Başkalarının sevgisini ve iyiliğini objektif olarak değerlendiremez, kimseye minnet ve şükran duymazlar. Eş olarak sorumsuz ve sadakatsizdirler. Antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatide genetik, psikososyal ve sosyokültürel etkenler rol oynar.

Benmerkezci, duyarsız ve istismar boyutu yüksek psikopatlarda kaygı duyma özelliği ve korku koşullaması düşüktür. Bundan dolayı da cezadan etkilenme, vicdan gelişimi ve sosyalleşme için gerekli olan koşullu tepkilerin edinilmesi zayıftır. Antisosyal kişilik bozukluğu olanlar bir suç ya da kabahat işlerken yakalandıklarında aldatma, yalan söyleme ya da kaçma gibi yöntemlerle cezalandırılma tehlikesini bertaraf etme yolunda büyük çaba sarfederler. Ayrıca ödüle yönelik baskın bir tepki örüntüleri vardır. Ödüle odaklı psikopatlar, ödüller önceki sıklıkta ya da değerde gelmediğinde derhal olumsuz tepki verirler. Psikopatideki korku eksikliğinin empati yokluğuyla ilişkili olabileceği konusunda birçok psikiyatrist hemfikirdir.
Vicdan gelişiminde yetersizlik, yüksek düzeyde tepkisellik ve saldırganlıkta da genetik etkenler ve duygusal yetersizliklerin yanısıra, anne baba tarafından reddedilme, istismar ve ihmal, tutarsız disiplin gibi faktörler rol oynar. Psikiyatride antisosyal kişilik bozukluğu tanısı koymak için bireylerin 8-9 yaşlarında erken başlayan davranış bozukluğu göstermeleri önemli bir kriterdir. Çocukluklarında davranış bozukluğu sergileyen çocukların antisosyal kişilik bozukluğu geliştirmeleri çok nadirdir. Bu durum çoğu kez ergenlik yıllarıyla sınırlı kalacaktır. Bazı psikiyatristler dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların psikopati geliştirme oranlarının diğer çocuklara göre yüksek olduğunu bildirmektedirler. Psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğunda tedavi oldukça güçtür. Psikiyatrik tedavide elektrokonvülzif terapi, SSRI grubu antidepresanlar, lityum ve antikonvülzan grubu duygudurum dengeleyiciler denenmiştir. Bu konuda standartize edilmiş bir tedavi şeması yoktur. Hastaların ilaçlarını almama eğilimleri de önemli bir sorun olarak psikiyatristlerin karşısına çıkmaktadır.
Birçok vaka tedavi olmasa bile suça yönelik etkinliklerde 40 yaşından sonra bir azalma görülmektedir. Biyolojik dürtülerde azalma, sosyal koşullamanın biriken etkileri ve kendine zarar verici davranışları daha iyi kavramış olmanın bunda rolü büyüktür. Bu şahıslara psikiyatri literatüründe “tükenmiş psikopatlar” denir. Benmerkezci, duyarsız ve istismarcı duygulanım ömür boyu sürer.
Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisinde bilişsel-davranışçı psikoterapiler en fazla gelecek vaat eden yöntemdir. Genetik ve mizaç özelliklerinin, öğrenme ve kötü çevresel etkenlerin psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğunda önemli rolleri olduğundan, okul ve aile çevresini hedefleyen önleyici programlar çok daha etkin bir mücadele yöntemidir.