Otizm ve Otizm Spektrumu
Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?
20. yüzyılın ortalarında sosyal iletişim kurmada zorluk çeken ve takıntılı davranışlar sergileyen çocuklar için yeni bir tanıdan söz edilmeye başlanmış ve günümüze gelinceye değin bu tanı için otizm, otistik bozukluk, yaygın gelişimsel bozukluk gibi farklı terimler kullanılmıştır. Günümüzde ise otizm spektrum bozukluğu (OSB) terimi kullanılmaktadır. OSB, nedenleri henüz tam olarak bilinmeyen, karmaşık bir gelişimsel bozukluktur. Bu tanının konulduğu çocukların performansları ve gereksinimleri çeşitlilik göstermektedir. Otizm spektrum bozukluğu ile yaşayan çocukların gereksinimlerinin karşılanması doğru bir tanılama ve etkili eğitim öğretim uygulamaları ile mümkündür. Ancak OSB’ye ilişkin eğitim öğretim uygulamaları çok çeşitlilik göstermektedir. Bu durum da siz ebeveynler için en etkili uygulamayı seçme gereksinimini, başka bir ifadeyle bilimsel dayanaklı uygulamalar hakkında fikir sahibi olma gereksinimini beraberinde getirmektedir.
Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel farklılıktır. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu metinde otizm spektrum bozukluğu için kullanım kolaylığı nedeniyle zaman zaman otizm terimi kullanılmıştır.

Otizm, bir kişinin hayatı boyunca süren nörobiyolojik gelişim bozukluğudur. Otizmli bazı insanlar konuşmayı asla öğrenemezler. Spesifik güçlü ve zayıf yönlerine bağlı olarak, otizm spektrum bozukluğu olan kişilerde hafif semptomlar veya daha ciddi semptomlar olabilir. Semptomların çeşitliliğine rağmen, otizm spektrum bozukluğu olan çocukların çoğu çok zekidir ve şiddetli semptomları olanlar bile yüksek düzeyde okumayı, yazmayı, konuşmayı ve matematik işlemlerini öğrenebilir. Otizmli bireyler aşağıdakiler gibi bir dizi semptom sergileyebilir:
- Azalmış göz teması
- Vücut dilinde farklılıklar
- Yüz ifadelerinde eksiklik
- Yaratıcı oyunlara katılmama
- Hareketleri ve sesleri tekrarlama
Bazı otizm spektrum bozukluğu olan kişiler bu semptomların hiçbirine sahip olmayabilir. Aynı zamanda bu belirtiler her zaman kişinin otizm spektrum bozukluğuna sahip olduğu anlamına da gelmez. Otizmli kişiler genellikle sosyalleşme problemleri yaşarlar. Bu problemler iletişim, öğrenme, düşünme becerilerinde oluşan bozulmalar nedeniyle gelişir.
OSB’nin görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. 2000’li yıllardan itibaren OSB’nin görülme sıklığına ilişkin yapılan araştırmaların sonuçları da bu artışı gözler önüne sermektedir. 2020 yılına ait veriler OSB’nin görülme sıklığının 54 kişide 1 olduğunu göstermektedir. Ayrıca veriler OSB’nin erkeklerde görülme olasılığının kadınlara göre 4-5 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Bunun sebebi çoğunlukla mental rahatsızlıklar ile ilgili bilincin bilimsel ve toplumsal seviyede artmış olması, kişilerin mental rahatsızlık belirtilerini daha fazla fark etmesi ve fark ettiklerinde daha rahat bir şekilde yardım isteyebilmeleri ve bu sebeplerle de daha sık tanı konulabilmesidir.

Otizm Spektrumu Bozukluğu Neden Ortaya Çıkar?
Bugün, otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Ancak hangi gen ya da genlerin sorumlu olduğu henüz bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiğine ilişkin görüşler vardır. Hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır.
Otizmin çocuk yetiştirme biçimi ile ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur; bu nedenle otizm spektrum bozukluğuna her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.
Her yaştan, her cinsiyetten ve her ırktan insan otizme sahip olabilse de ve otizme hangi durumun neden olduğu tam olarak bilinmese de, bazı genler ve gen ürünleri düzgün çalışmadığında otizmin belirtilerini artırabildiği gözlemlenmiştir. Çevresel, biyolojik ve genetik faktörler dahil olmak üzere bir çocuğun otizm spektrum bozukluğuna sahip olma olasılığını artırabilen pek çok farklı faktör vardır. Otizm spektrum bozukluğuna neden olan risk faktörleri şunlardır:
- Ailede otizm spektrum bozukluğu geçmişi
- Frajil X sendromu
- Tüberoz skleroz
- Genetik ve kromozomal rahatsızlıklar
- Doğumda komplikasyonlar yaşamak
- Geç doğum
Genetik Etmenler
OSB’nin nedenlerini belirlemeye yönelik yürütülen bilimsel araştırmalar OSB’nin büyük ölçüde genetik olabileceğine dair sonuçlar ortaya koymaktadır. Genetik araştırmaların temelini kardeşler ve ikizlerle yürütülen çalışmalar oluşturmuştur. Araştırmalar, kardeşlerin birinde varsa diğerinde de OSB olma olasılığının %3-%19 arasında olduğunu göstermektedir. Bu oran, çift yumurta ikizlerinde %30’a; tek yumurta ikizlerinde ise %70-%90’a kadar çıkmaktadır.
OSB’nin genetik temeli ile ilişkilendirilen diğer bir durum ise OSB tanısı olan çocukların merkezi sinir sistemi ve bu sistemin bir parçası olan beyin yapısı ve işleyişinde çeşitli farklılıkların görülmesidir. Örneğin bazı OSB tanısı olan çocukların beyninin normalden daha büyük olduğu, bunun OSB’nin şiddetini arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca tıbbi görüntüleme teknikleri beynin her iki yarım küresini birbirine bağlayan yolun normalden daha küçük olduğunu, beyin kabuğunun ve girintili kısımların normalden daha kalın olduğunu göstermiştir.
Son beş yılda yürütülen araştırmalar 1000’den fazla genin OSB riskine neden olabileceğini göstermektedir. Ancak, hangi genin ya da genlerin OSB’den sorumlu olduğu henüz bulunamamıştır. Bu durum, OSB’ye neden olabilecek çevresel özelliklere odaklanılmasını ve bu özelliklerin araştırılmasını beraberinde getirmiştir.

Çevresel Etmenler
Çevresel etmenlerle ilişkili olarak besinler, aşılar ve toksinler ön plana çıkmaktadır. Ancak hemen belirtmeliyiz ki bugün bu özelliklerin hiçbirinin OSB ile bağlantısı bulunamamıştır.
OSB’ye yol açan olası çevresel etmenlerden birinin aşılar olduğu belirtilmektedir. Ancak bu görüşün ilk ortaya çıkması bilimsel dayanakları eksik olan bir araştırmaya dayanmaktadır. 1998 yılında aşı ve OSB arasındaki ilişkiyi inceleyen bu araştırmada, kızamık-kabakulak-kızamıkçık (MMR) aşısının bağırsak sorunlarına neden olduğu, aşı içindeki maddelerin bağırsaktan geçip beyne ulaşarak OSB’ye yol açtığı öne sürülmüştür. Bir süre sonra araştırmacının sonuçları yanlış yansıttığı, aslında çocukların beyinlerinde aşıdan kaynaklı kalıntıların olmadığı saptanmıştır. Araştırma yayından kaldırılmış, araştırmacı ise meslekten ihraç edilmiştir. Araştırma sonuçları doğru olmamasına rağmen, sansasyonel bir konu olduğu için medya organları tarafından araştırma haber yapılmaya devam etmiştir. Hatta bazı ülkelerde bu aşıdan vazgeçilmiştir. Örneğin Japonya’nın bir bölgesinde MMR aşıları 8 yıl boyunca çocuklara hiç uygulanmamıştır. Sonuçlar ise beklenenin tam aksi yönde çıkmıştır. Bölgede, OSB’nin görülme sıklığında hiçbir azalma olmadığı belirlenmiştir. Kısacası, günümüzde aşı ve OSB arasındaki ilişkiyi inceleyen sayısız bilimsel araştırma, aşıların OSB’ye yol açtığına dair bir sonuç ortaya koymamıştır.
Çevresel etmenlerle ilgili olarak, besinlerin OSB’ye yol açabiliyor olabileceği görüşü de oldukça yaygındır. Bu görüşe OSB tanısı olan çocuklarda mide ve bağırsak sorunlarına sık rastlanması temel oluşturmaktadır. Yaşanan bu sorunlardan buğday ürünlerinde bulunan glüten ve süt ürünlerinde bulunan kazein proteinleri sorumlu tutulmaktadır. Ancak bu proteinler ve OSB arasındaki ilişkiyi destekleyen bilimsel araştırmalar olmadığı gibi glütensiz diyetin vücut için zararlı olabileceği de ifade edilmektedir. Örneğin 2020 yılında yürütülen bir araştırmada 37 OSB tanısı olan çocuğa 6 ay glüten ve kazein protein içeren normal besinler verilmiş, geriye kalan 6 ayda çocuklara bu proteinlerden yoksun besinlerle diyet yaptırılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların otizm belirtilerinde bir farklılık görülememiştir. Dolayısıyla günümüzde glüten, kazein ve OSB arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bilimsel bulgular bulunmamaktadır.
OSB’ye neden olduğu iddia edilen diğer bir çevresel etmen toksinler ve çeşitli elementlerin vücuttaki yoğunluğudur. Şöyle ki ağır metal, cıva, kurşun ve arsenik gibi etmenlerin OSB’yi tetikleyebileceği öne sürülmektedir. Ancak konuyla ilgili bilimsel araştırmalar bize bunun bir varsayımdan öte gidemediğini göstermektedir.
NOT #1: Araştırmalar aşıların OSB’ye yol açmadığını göstermektedir.
NOT #2: Besinler ile OSB arasında bir ilişki bulunamamıştır. 12 Örneğin 2020’de yürütülen bir araştırmada, 60 OSB tanısı olan çocuk geçmişte ağır metallere maruz kalma düzeyleri ve vücutlarındaki toksinler açısından normal gelişim gösteren akranlarıyla karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, OSB tanısı olan ve normal gelişim gösteren çocukların vücutlarında, sözü edilen toksin ve elementlerin miktarı açısından bir farklılık bulunmadığı gibi, ağır metale maruz kalma ile OSB arasında da bir ilişki kurulamamıştır.

Ailesel Etmenler
Aileye ilişkin özellikler geçmişten beri OSB’ye neden olan durumlardan biri olarak görülmüştür. OSB’nin ailenin ekonomik durumu, kişilik özellikleri ve çocuk yetiştirme özellikleri ile ilişkili olabileceği belirtilmiş ancak araştırmalar ailesel etmenlerle OSB arasında bir ilişki olmadığını göstermiştir. Günümüzde OSB her kıtada, her toplumda, farklı ırklarda ve ailelerde görülebilmektedir. Ailesel etmenlerden OSB ile ilişkili olabileceği araştırmalarla ortaya konan tek özellik anne-baba yaşıdır. Anne-baba yaşı ve OSB arasındaki ilişkiyi inceleyen bilimsel araştırmalar ileri anne-baba yaşının OSB olan çocuğa sahip olma riskini arttırdığını göstermektedir. Örneğin araştırmalar 35 yaş üstü anne yaşı ve 40 yaş üstü baba yaşının OSB riskini arttırdığını ortaya koymuştur.
Otizm Spektrum Bozukluğu Nasıl Tanımlanır?
OSB sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinde yetersizlik ile sınırlı ve yineleyici davranış, ilgi ve etkinliklerle kendini gösteren ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkan gelişimsel bir bozukluktur. Tanımdan da anlaşılacağı üzere OSB’nin tanılanmasında iki temel belirti alanı bulunmaktadır.
1-Sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinde yetersizlik:
OSB tanısı olan çocuklarda görülen sosyal iletişim ve etkileşim yetersizlikleri sosyal-duygusal karşılık vermede eksiklik, sosyal etkileşim sırasında sözel olmayan iletişim davranışlarında yetersizlik ile ilişki başlatma, sürdürme ve ilişkileri anlamada eksiklik şeklinde sıralanabilir. Şimdi yaşanan bu yetersizlikleri örneklerle açıklayalım.
- Sosyal-duygusal karşılık verme becerilerinde yaşanan eksiklikler: Bu belirti alanına karşılıklı konuşma, duyguları ifade etme ve anlama ya da sosyal etkileşim başlatma gibi becerilerde yaşanan yetersizlikler örnek verilebilir.
- Sözel olmayan iletişim davranışlarında yetersizlik: Bu alandaki yetersizliklere örnek olarak göz kontağından kaçınma, beden dili, jest ve mimik kullanmada ve anlamada güçlükler yaşama gösterilebilir.
- İlişki başlatma, sürdürme ve ilişkileri anlamada gözlemlenen eksiklikler: Bu alanda gözlemlenen eksikliklere ise toplumsal ortamlarda uygun davranışlarda bulunma, arkadaşlık kurma/sürdürme ve hayali oyun oynama becerilerinde yaşanan sınırlılıklar örnek gösterilebilir.

2-Sınırlı ve yineleyici davranış, ilgi ve etkinlikler:
OSB’nin varlığından söz edebilmek için çocuğunuzda aşağıda sıralanan durumlardan en az ikisinin bulunması beklenir.
- Basmakalıp ya da tekrarlayıcı motor hareketler, konuşmalar ya da nesne kullanımları: Bu belirti alanında yer alan davranışlara bazı motor hareketleri tekrar tekrar yapma (örneğin elleri kanat çırpar gibi sallama, kendi etrafında dönme), bazı sözcük, cümle ya da ifadeleri tekrar tekrar söyleme, nesneleri sıkılmadan, sürekli olarak arka arkaya dizme ya da döndürme örnek olarak gösterilebilir.
- Aynılıkta ısrarcı olma, rutinlere sıkı bağlılık ya da ritüel hâline gelmiş sözel ya da sözel olmayan davranışlar: Bu duruma yönelik rutin değişikliklerine aşırı tepki gösterme, her gün aynı oyuncakla oynamayı tercih etme, uyuma ya da öğünler sırasında belli ritüellere (örneğin masada hep aynı yere oturma, hep aynı çatal ve kaşıkla yemek yeme) bağlı olma örnek olarak verilebilir.
- Yoğun, sınırlı ve değişkenlik göstermeyen ilgi alanları: Akranların ya da sizlerin ilgisini çok çekmeyen konulara aşırı ilgi duyma ve sadece o konuyla ilgilenme (örneğin uçaklar, deterjanlar), ilgi duyulan konuya ilişkin çok ayrıntılı bilgiye sahip olma (örneğin uçağın uzunluğu, yakıt hacmi, ilk uçuş tarihi) bu duruma birer örnektir.
- Duyusal uyaranlara karşı çok yüksek ya da düşük düzeyde tepki gösterme ya da çevrenin duyusal yanlarına sıra dışı bir ilgi gösterme: Bu duruma örnek olarak başkaları tarafından fark edilmeyen bir koku, sese aşırı tepki gösterme, acıya karşı duyarsız olma ve ışıklı ya da hareketli nesnelere aşırı ilgi gösterme verilebilir.
OSB tanısından söz edilebilmesi için ayrıca sıralanan bu belirtilerin erken çocukluk döneminde görülmesi, çocuğun günlük yaşamında işlevde bulunma performansını olumsuz etkilemesi, genel gelişimsel gecikme ve yetersizlikle ilişkili olmaması gerekmektedir. Elbette çocuğunuzda OSB ile birlikte zihin yetersizliği ya da gelişimsel gecikme görülebilir. Ancak bu noktada zihin yetersizliği ya da gelişimsel gecikmenin OSB ile ilişkili değil, OSB’ye eşlik eden durumlar olduğu unutulmamalıdır.

Otizm Spektrum Bozukluğunu Tanımlama ve Teşhis Süreci Nasıl İlerler?
Otizmin tanısı nasıl ve kimler tarafından konur?
Tanı koyabilecek kişiler, yalnızca konunun uzmanı olan doktorlardır. Otizmli çocukların dış görünümleri diğer çocuklardan farklı değildir; ancak, davranışları farklıdır. Tanı, uzmanlar tarafından çocuğun gözlenmesi, gelişim testleri yapılması ve anne-babalara çocuğun gelişimi hakkında sorular sorulmasıyla konur. Otizmin tanısı 12 aylıktan itibaren konabilir. Erken yaşta tanı konması, bir an önce eğitimin başlaması açısından önemlidir.
Ülkemizde otizm tanısı koyabilecek uzmanlar çocuk ruh hastalıkları uzmanları ve çocuk nörologlarıdır.
1. Çocuk ruh hastalıkları uzmanı: Çocuk ruh hastalıkları uzmanı, çocuk ruh sağlığını değerlendiren, tanılayan ve tedavi eden doktordur. Çocuğunuzu gözler, sizinle görüşme yapar, tanı ölçütlerine göre çocuğunuzu değerlendirir, tıbbi muayenesini yapar ve tanısını koyar. Gerekirse tıbbi tetkik ve ilaç tedavisi önerir. İlaç, eğitime destek ve istenmeyen hareketleri kontrol altına almak amacıyla verilir. Otizmin ilaçla tedavisi henüz mümkün değildir.
Değişiklikleri takip edebilmesi, gerekli düzenlemeleri yapabilmesi için düzenli aralıklarla (yılda bir ya da iki kez) çocuğunuzu çocuk ruh hastalıkları uzmanına götürmelisiniz.
2. Çocuk nörologu: Çocuk nörologu çocuklardaki beyin ve sinir sistemi sorunlarının uzmanıdır. Çocuk nörologu da otizme ilişkin değerlendirme yapabilir. Ayrıca, çocuğunuzda otizmle ilişkili olabilecek bazı hastalıkların (sara nöbetleri gibi) olduğu ya da otizm dışında başka sorunların varlığı düşünülürse, çocuk nörologu tarafından bazı tıbbi tetkikler (MR, BT, EEG vb.) ve tedaviler de yapılabilir. Ancak, bütün otizmli çocukların yalnızca dörtte birinde bu tür sorunlar görülür. Dolayısıyla, doktor tarafından mutlaka ihtiyaç olduğu söylenmediğinde, bu tetkiklerle kendinizi ve çocuğunuzu maddi ve manevi olarak yıpratmayın.
Eğer çocuğunuz henüz otizm tanısı almamışsa hangi kurum ve uzmanlara başvurabilirsiniz?
Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Bölümü bulunan üniversite hastanelerine başvurabilirsiniz.
Çocuk ruh hastalıkları uzmanı veya çocuk nörologu bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerine başvurabilirsiniz.
Eğer çocuğunuz otizm tanısı alırsa, ‘Çocuk Özel Gereksinim Raporu’ (ÇÖZGER) çıkartmanız gerekir.
Çocuk Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) almak için ne yapmalısınız?
Çocuk Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) almak için, Özürlü Sağlık Kurulu bulunan bir hastaneye başvurmalısınız. Özürlü Sağlık Kurulu; iç hastalıkları, genel cerrahi, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, nöroloji veya ruh hastalıkları uzmanlarından oluşur.

Otizm’de Erken Teşhisin Önemi
Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte, büyük ilerleme kaydedilmekte ve hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir.
Otizm spektrum bozukluğunu teşhis etmek tıbbi testler mevcut değildir ve bu durum gecikmelere neden olabilir. Teşhisin gecikmemesi için ailelerin çocuklarının davranışını yakından izlemesi önemlidir. Eğer farkedilmezse yetişkinlik dönemine kadar tanı alınmayabilir. Bu gecikme, otizm spektrum bozukluğuna sahip kişilerin ihtiyaç duydukları yardımı erken dönemde almadığı anlamına gelir. Çocukların yaşı ne kadar küçükse, o kadar eğitilmeye açıktırlar. Bu da yaşam değişikliklerine daha kolay uyum sağlamak için daha uygun bir zemin sağlar.
Otizmli çocuklara daha gençken tedavi verilmesi, yeni davranışların uygulanmasını kolaylaştırabilir, zararlı davranışların hafifletilmesine ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlanmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda çocuklar geliştikçe karşılaşabilecekleri zorlukların üstesinden gelmeleri daha kolay olur. Bir çocuk otizm spektrum bozukluğu için ne kadar erken müdahale alırsa, yeni beceriler geliştirme ve semptomları azaltma şansı o kadar artar. Otizm spektrumundaki her çocuğun benzersiz güçlü yanları ve zorlukları vardır. Bazı çocuklar sadece hafif bozukluklara sahipken, bazılarının aşması gereken daha fazla engel vardır.

Otizm Spektrumu Bozukluğu Nasıl Sınıflandırılır?
OSB, çocuğunuzun gereksinim duyduğu desteğe bağlı olarak;
a- birinci düzey-destek gerektirir,
b- ikinci düzey-önemli ölçüde destek gerektirir,
c- üçüncü düzey-çok önemli ölçüde destek gerektirir şeklinde üç düzeyde sınıflandırılabilir.
1-Birinci düzey-Destek gerektirir:
OSB’nin en az destek gerektiren, dolayısıyla en hafif kategorisidir. Bu kategoride yer alan çocuklar sosyal etkileşim başlatma, karşılıklı konuşma ve arkadaş ediniminde güçlükler yaşayabilirler. Ayrıca rutin değişikliğine direnç gösterebilir ya da etkinlikler arası geçişte sorunlar yaşayabilir.
2-İkinci düzey-Önemli ölçüde destek gerektirir:
Bu kategoride yer alan çocuklar birinci düzey kategorisinde yer alan çocuklara göre daha fazla desteğe gereksinim duyarlar. Destek sunulduğunda bile sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinde yetersizlikler göstermeye ve yaşamlarında meydana gelen değişikliklere uyum sağlamada güçlükler çekmeye devam edebilirler. Ek olarak, kolayca fark edilebilecek sıklıkta sınırlı ve yineleyici davranışlar sergileyebilir, rutin değişikliklerinde uygun olmayan davranışlarda bulunabilirler.
3-Üçüncü düzey-Çok önemli ölçüde destek gerektir:
Bu kategoride yer alan çocuklar diğer iki kategoride yer alan çocuklara göre yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli ve düzenli olarak başkalarının desteğine gereksinim duyarlar. Yalnızca anlaşılabilir birkaç sözcükle çok seyrek olarak iletişim başlatabilir ya da başkalarının sosyal etkileşim girişimlerine çok az karşılık verebilirler. Tüm ortamlarda işlevde bulunmasını engelleyecek düzeyde aşırı sıklıkta sınırlı ve yineleyici davranışlar sergileyebilir ve rutin değişikliklerine uyum sağlamada aşırı güçlükler yaşayabilirler.

Otizm Spektrumunun Belirtileri Nelerdir?
Otizm bir spektrum bozukluğudur, bu da insanların çok çeşitli otizm semptomlarını ve değişen şiddet derecelerini deneyimleyebileceği anlamına gelir. Bir kişinin iki veya daha fazla bozukluğu olduğunda, bu durumlar komorbiditeler olarak bilinir. Otizmli kişilerde çeşitli komorbiditeler yaygındır. Bunlar;
- Anksiyete
- Depresyon
- Epilepsi
- Sindirim sistemi sorunları
- Bağışıklık fonksiyon bozuklukları
- Metabolik bozukluklar
- Uyku bozuklukları
- Çığlık atma, ağlama ve saldırma gibi durumlar
- Kendilerine zarar vermeye çalışmak
- Tekrarlayan davranışlar
- Uykusuzluk
- Sinirlilik
Bu koşulların teşhis edilmesi ve tanımlanması, otizmli bireyler için komplikasyonların önlenmesine ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Semptomlar tipik olarak erken çocukluk döneminde, 12 ile 24 aylıkken açıkça ortaya çıkar. Ancak belirtiler daha erken ya da geç de ortaya çıkabilir. Teşhis almayan kişiler yaşları ilerledikçe konuşmada güçlük çekebilir veya konuşma becerileri çok sınırlı olabilir. İletişimle ilgili zorluklar yetişkinlik boyunca devam edebilir. Otizm spektrum bozukluğu, gelişimsel bir bozukluktur; bu, bir çocuğun beklediği gibi gelişmediği, anlamına gelir. Bu nedenle, yenidoğanlarda göze çarpan çok az otizm belirtisi vardır. Fakat belirtiler genellikle iki veya üç yaşında netleşir. Otizm spektrum bozukluğu olan kişiler, kendilerini riske atan, çevrelerindeki insanlara zorluk çıkaran veya toplum tarafından kabul edilmeyen davranışlar sergileyebilirler.
Sosyal Belirtiler
Sosyal beceri yetersizlikleri daha önceki başlıklarda da söz edildiği gibi OSB’nin tanılanmasındaki temel belirti alanlarından biridir. Bebeklik yıllarından itibaren OSB tanısı olan çocuklar sosyal beceri yetersizlikleri göstermeye başlarlar. Örneğin sizinle göz kontağı kurmayabilir, konuşmalarınıza ya da iletişim girişimlerinize tepkide bulunmayabilirler.
Adını söylediğinizde sizi hiç duymuyormuş gibi davranabilir, dokunmak ya da sarılmak istediğinizde direnç gösterebilir ya da tepkisiz kalabilirler. Tüm bu sosyal beceri yetersizlikleri OSB tanısı olan çocuklarda erken dönemden itibaren oldukça yaygın olarak görülebilir. Ortak dikkat yetersizlikleri de OSB tanısı olan çocuklarda erken dönemde sıkça görülebilmektedir. Ortak dikkat basitçe başkasının işaret ettiği yere bakma ya da başkasının dikkatini iletişim amaçlı belli bir yere çekme olarak tanımlanabilir. Sizin oyuncak ördeği işaret ederek “Aaaaa, bak burada ne varmış?” demeniz ve çocuğunuzun sizin işaret ettiğiniz ördeğe bakıp ardından sizinle iletişime geçmesi ortak dikkate tepkide bulunmaya; çocuğunuzun oyuncak ördeği işaret ederek sizinle iletişime geçmesi ise ortak dikkat başlatmaya örnek verilebilir. Erken dönemde ortaya çıkan sosyal beceri yetersizliklerinden bir diğeri oyun becerilerinde görülen sınırlılıklardır. OSB tanısı olan çocuklar daha ilk aylarda ce yapma gibi sosyal oyunlara ses ya da mimikleriyle tepkide bulunmayabilirler. Ileri yıllarda oyun oynamaya isteksiz olabilir, oyun sırasında ise yalnız olmayı tercih edebilirler. Bir başkasını oyuna davet etme, birlikte oyun oynama, oyun sırasında oyuncaklarını paylaşma ve etkileşim kurma, oyunda kurallar koyma ve var olan kurallara uymada görülen yetersizlikler OSB tanısı olan çocukların sosyal becerilerde yaşadıkları güçlüklere örnek verilebilir.
NOT: OSB tanısı olan çocuklar bebeklik yıllarından itibaren göz iletişimi kurma, sosyal gülümseme, ismine tepki verme gibi becerilerde yetersizlikler gösterebilirler.

Dil ve İletişim İle İlgili Belirtiler
OSB tanısı olan çocuklar alıcı ve ifade edici dil gelişiminde gecikme gösterebilirler. Alıcı dil becerileri diğer kişilerin konuşmalarını anlama; ifade edici dil becerileri ise sözel ve sözel olmayan iletişim davranışlarını kullanarak kendini ifade etmedir. Çocuğunuza “Çorabını getir.” dediğinizde çocuğunuzun çorabını getirmesi alıcı dil becerilerine, çocuğunuzun su istemek için suyu işaret etmesi ya da “Su ver.” demesi ifade edici dil becerilerine örnek olarak verilebilir. OSB tanısı olan çocukların %50’sinden fazlası konuşmayı edinmede güçlük yaşayabilir; %40’ı ise yaşamları boyunca konuşma becerisini hiç edinemeyebilirler.
Dili edinen ve OSB tanısı olan çocuklar ise iletişim başlatma ve sürdürmede güçlükler yaşayabilir; sosyal olmaktan daha çok araçsal (örneğin istekte bulunma) amaçlı iletişim kurabilirler. OSB tanısı olan çocuklarda yaygın olarak gözlemlenen özelliklerden biri de ekolalidir.
Ekolali en genel tanımıyla çocuğun duyduğu sesleri, kelimeleri, cümleleri tekrar etmesi durumudur. Ekolali çocuğun duyduklarını hemen tekrar etmesi (anında ekolali) ya da aradan zaman geçtikten sonra tekrar etmesi şeklinde (gecikmiş ekolali) ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun deterjan reklamlarını izledikten sonra reklamda geçen sloganı uygun olmayan zaman ve bağlamlarda defalarca tekrar etmesi ekolaliye örnek verilebilir.
Bazı OSB tanısı olan çocuklar ise kimi zaman “küçük bir profesör ya da bilim adamı” gibi konuşabilirler. Örneğin hiç beklemediğiniz bir anda COVID-19’un küresel bir salgın olma nedenlerinden söz edebilirler. OSB tanısı olan çocuklar iletişim sırasında karşısındaki kişi ile fiziksel mesafeyi ayarlayamayabilir, karşısındakine çok yakın ya da uzak durabilirler. Ayrıca, iletişim sırasında vücut dili, jest ve mimikleri kullanma ve anlamada, soyut kavramları, argo ya da şakaları kavrama gibi becerilerde yetersizlikler yaşayabilirler.
Davranışsal Belirtiler
Anımsayacağınız gibi sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar, ilgiler ve etkinlikler OSB’nin tanılama ölçütlerinden biridir. OSB tanısı olan çocukların davranış özelliklerini de bu davranış, ilgi ve etkinliklerin varlığı ve yoğunluğu biçimlendirmektedir. OSB tanısı olan çocuklarda yaygın olarak gözlemlenen davranış örüntüleri arasında nesnelerle sıra dışı şekillerde etkileşime girme (örneğin nesneleri sıraya dizme, koklama ya da yalama) ve motor hareketleri tekrar tekrar uzun süre yapma (örneğin el çırpma, sallanma, dönme) bulunmaktadır.
Ayrıca OSB tanısı olan çocuklar bir ya da birkaç nesne ya da konu ile aşırı derecede ilgilenme ve sürekli bu nesne ya da konularla ilgili uğraşlarda bulunma (örneğin tek bir oyuncakla oynama, yalnızca dinozorlarla ilgili konuşma/kitap okuma); günlük yaşamda belli işleri belli şekillerde yapma konusunda ısrarcı olma ve rutin değişikliklerine karşı aşırı tepki gösterme (örneğin her gün okuldan eve servisle giden çocuğunuzun servis arızalandığı için servisle eve gidemeyeceğini öğrendiğinde öfke nöbeti geçirmesi) gibi davranışları da sıkça sergileyebilirler.
OSB tanısı olan çocuklarda ek olarak kendini uyarıcı, kendine ya da diğerlerine zarar verici davranışlar ve öfke nöbetleri durumu ile de sıkça karşılaşabiliriz. Öfke nöbetleri genellikle OSB tanısı olan çocuklar istedikleri bir şeye ulaşamadıklarında ortaya çıkar. Örneğin çocuğunuz istediği oyuncağa ulaşamadığında ya da yapmak istediği bir etkinliği yapmasına izin vermediğinizde bağırma, çığlık atma, kendini yere atma, size vurmaya çalışma gibi davranışlar sergileyebilir. Tepesi atma davranışını ise, OSB tanısı olan çocuklar duyusal olarak aşırı yüklendiklerinde yaşanabilir. Örneğin çocuğunuz çok fazla sese maruz kaldığında aşırı duyusal yüklenmeye bağlı olarak tepesi atma durumunu yaşayabilir ve öfke nöbeti sırasında gösterdiği tepkilere benzer tepkiler gösterebilir.

Duyusal Belirtiler
Duyusal özellikler de OSB’nin tanılanmasında dikkate alınan temel belirtilerden biridir. OSB tanısı olan çocuklar duyusal uyaranlara karşı çok yüksek ya da düşük düzeyde tepki gösterebilirler. Çocuğunuz sizin fark etmediğiniz bir sesi fark edebilir, çok hafif bir kokudan rahatsız olabilir, belli materyallere dokunmak istemeyebilir ya da yalnızca onlara dokunmak isteyebilir. Ayrıca giysilerini dokusuna göre seçebilir, fiziksel acıya çok duyarsız olabilir. Rahatsız olduğu uyaranlara maruz kaldığında ise yukarıda sözü edildiği gibi problem davranışlar sergileyebilir. Örneğin alışveriş merkezleri, marketler, havaalanları gibi ortamlarda gerçekleşen problem davranışları yoğun sesten ya da bazı giysileri giydiği gün huzursuzlanması kaşındırıcı bir kumaştan kaynaklanıyor olabilir. Tüm bu durumlar çocuğunuzun duyusal özellikleri ile açıklanabilir.
Bilişsel Belirtiler
OSB tanısı olan çocukların zihinsel gelişimleri normal ya da normalin üstünde olabileceği gibi bu çocuklar tanıya eşlik eden çeşitli düzeylerde zihinsel yetersizlikler de gösterebilirler. OSB tanısı olan çocuklar başkalarının görüş, düşünce, duygularını anlama, kendi düşünce, ifade ve davranışlarının başkalarının duygu ve düşüncelerini nasıl etkileyeceğini farkına varma, kendini yönetme ve problem çözme gibi becerilerde yetersizlik gösterebilirler. Örneğin çocuğunuz karşılaştığı arkadaşına çok kötü göründüğünü ya da çok kötü koktuğunu ifade ederken bunun arkadaşını kıracak ve üzecek bir durum olduğunun ya da kurduğu bu cümleden dolayı arkadaşının kendisiyle görüşmek istemeyebileceğinin farkına varamayabilir.
OSB tanısı olan çocukların zihinsel gelişimleri, özellikle de zihinsel bir yetersizliğe sahip olup olmama durumları onların okuma yazma, matematik gibi akademik becerilerdeki performansını etkileyebilir. OSB’ye ek olarak zihinsel yetersizliği de olan çocuklar okuma becerilerinde ortalamanın altında performans sergileyebilirler. Okumanın bileşenleri arasında yer alan sesleri ayırt etme, çözümleme, akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerilerinde güçlükler yaşayabilir hatta okuma becerisini hiç edinemeyebilirler. Diğer taraftan, bazı OSB tanısı olan çocuklar bir öğretim ya da yetişkin yardımı olmaksızın kelime tanıma becerisini çok erken dönemlerde edinebilir, 3-4 yaşlarında çevrelerinde gördükleri yazıları okuyabilirler. Ek olarak, OSB ve zihinsel yetersizlik tanısı olan bazı çocuklar yazma becerilerini edinmede yetersizlikler gösterebilirler. Daha büyük ve az okunaklı yazabilir ve harfleri kopyalamada güçlükler yaşayabilirler. Benzer bir şekilde bu çocuklar kompozisyon ve öykü gibi bir metin yazma becerisinde de yetersizlikler gösterebilirler. OSB tanısı olan çocukların matematik becerilerindeki performansı değişkenlik gösterebilir. Başka bir ifadeyle bazı OSB tanısı olan çocuklar temel matematik becerilerini edinmede güçlükler yaşayabilirken, bazıları matematik becerilerinde çok yüksek bir performans sergileyebilirler.

Bebeklerde Otizm Belirtileri Nelerdir?
0-1 Yaş Bebeklerde Otizm Belirtileri:
- Göz teması ya yoktur ya da kısıtlıdır.
- Gülümsemek veya gülmek gibi neşeli ifadeler ya yoktur ya da kısıtlıdır.
- Kendisine yapılan yüz ifadelerine tepki ya yoktur ya da kısıtlıdır.
- Beklenmedik objelere fazla ilgi duyarlar.
1-2 Yaş Bebeklerde Otizm Belirtileri:
- Yaşıtlarına kıyasla işaret etmek, ulaşmayı denemek gibi basit el hareketleri ya yoktur ya da kısıtlıdır.
- Kelime kullanımı kısıtlıdır.
- İsmine tepki ya yoktur ya da kısıtlıdır.
- Sebep yokken yüksek sesle bağırırlar.
- Tekrarlayan hareketler sergilerler.
2-3 Yaş Bebeklerde Otizm Belirtileri:
- Temastan hoşlanmazlar.
- Konuşmakta güçlük çekebilirler.
- Agresif tavırlar sergileme sıklıkları artar.
- Başkalarından duyduklarını tekrar etmeye başlarlar.

Otizm Spektrum Bozukluğunun Tedavisi
Otizm ömür boyu süren bir durumdur ve çok çeşitli tedaviler otizm spektrum bozukluğu olan kişileri desteklemeye yardımcı olabilir. Erken müdahale en iyi sonuçları verir. Tedavilerin amacı kişinin günlük hayatını sorunsuz geçirmesini sağlamaktır. Otizm spektrum bozukluğu her insanı farklı şekilde etkiler, bu nedenle hepsinin farklı tedavilere ihtiyacı oluşabilir. Tedavi planları genellikle birden fazla uzmanı içerir ve bireye göre hazırlanır. Konuşma dili terapistleri, otizmli kişilerin başkalarıyla etkili bir şekilde iletişim kurma ve etkileşim kurma konusundaki genel becerilerini geliştirmelerinin yanı sıra konuşma ve dil becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bazı kişilerde gerçekleşen depresyon, uykusuzluk ya da odaklanma güçlüğü gibi sorunların giderilmesi için ilaç tedavileri de uygulanabilir. Aynı zamanda otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar, daha ince kemiklere sahip olabilir. Bu nedenle kemikleri destekleyen bir beslenme planı da önerilebilir. Tedavi bazı dışa dönük belirtileri iyileştirebilirse de, otizmli kişiler ses, görme, dokunma ve koku alma gibi duyuları her zaman farklı şekillerde algılar.
Otizm ömür boyu devam eden bir durumdur ve otizm belirtileri ilk olarak bir çocuk çok küçükken ortaya çıkabilir. Otizm tedavi edilemez, ancak destek tedaviler kişinin yaşamının iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle çocuğunda otizm spektrum bozukluğu olduğunu düşünen kişilerin bir sağlık kurumuna başvurması erken müdahale için önemlidir.
Günümüzde OSB’nin bilinen tıbbi bir tedavisi yoktur. Ancak OSB’ye eşlik eden kaygı, depresyon gibi psikiyatrik bozukluklara; sinirlilik, öfke kontrolü ya da saldırganlık gibi davranışlara; epilepsi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi tanılara yönelik ilaçların kullanıldığı ve bu ilaçların bazılarının hedeflenen belirtilerin azaltılmasında etkili sonuçlar verdiği bilinmektedir. Örneğin Amerika’da ilaçların geliştirilmesi ve belirlenmesi görevini üstlenen Yiyecek ve Ilaç Idaresi (Food ve Drug Administration-FDA) tarafından yapılan çalışmalarda bazı ilaçların 5-16, bazılarının ise 6-17 yaş aralığındaki OSB tanısı olan çocuklarda sinirlilik, saldırganlık gibi davranışların azaltılmasında etkili olduğu bulunmuştur. Ancak bu etkilerin ilaçların uzman hekimler tarafından önerildiği şekliyle kullanıldığında görülebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle ilacın günün hangi saatinde hangi dozda alınacağı ve ilacın ne zaman sonlandırılacağına hekimler karar vermeli, siz ebeveynler ilaçların belirlenen dozda ve zamanda kullanılmasını sağlamalısınız. Ek olarak, OSB tanısı olan çocuklarda ilaçların ve diğer tıbbi uygulamaların kullanımına ilişkin pek çok araştırma yürütülmektedir. Bu araştırmaların sonuçları bizlere tıbbi uygulamaların tek başına kullanılması yerine davranışsal ve eğitsel uygulamalarla birlikte kullanılması durumunda OSB tanısı olan çocukların dil, iletişim ve sosyal becerilerinin gelişmesinde, olumlu davranışlarının artmasında ve problem davranışlarının azalmasında ya da tamamen ortadan kalkmasında etkili olabileceğini göstermektedir.

Eğitim ve Öğretim Süreçleri
Günümüzde OSB’nin bilinen tek tedavisinin eğitim olduğu belirtilmektedir. Bu da OSB tanısı olan çocukların uygun eğitim ortamlarına yerleştirilmesini gerektirmektedir. Eğitsel değerlendirme ve tanılama başlığında da söz edildiği gibi Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından OSB tanısı olan çocukların özel eğitim okuluna, özel eğitim sınıfına ya da kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim ortamına yerleştirilmesine karar verilebilir.
1-Özel eğitim okulu:
Özel eğitime gereksinim duyan çocuklara hizmet veren ve özel olarak yetiştirilmiş personelin yer aldığı okullardır. Okullarda uygulanan eğitim programları ve yöntemler özel eğitim gerektiren çocuklara yöneliktir. Yatılı, gündüzlü, özel ya da resmî olabilir.
2-Özel eğitim sınıfı:
Okullarda yer alan, durumları özel bir sınıfta eğitim almayı gerektirecek çocuklar için açılan sınıflardır. Sınıflar, çocuğun yetersizlik türü, akademik ve sosyal beceri gibi çeşitli alanlardaki performansları dikkate alınarak açılır. Özel eğitim sınıfında bulunan çocuklar yarı-zamanlı (günün bir bölümü) kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimden de faydalanabilirler.
3-Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim:
Özel eğitime gereksinim duyan çocuklar diğer çocuklarla genel eğitim sınıfında günün bir bölümü ya da tam gün eğitim alabilir. Çocuklar okulda bulunan eğitim programını takip ederler. Ek olarak çocukların eğitim amaçlarından en üst düzeyde faydalanabilmesi için destek eğitim hizmetleri de sunulur (örneğin destek eğitim odası).
OSB tanısı olan çocukların sunulan eğitimden en üst düzeyde yararlanmasını sağlayan diğer bir etmen ise eğitim ortamlarında etkili uygulamaların kullanımıdır. OSB tanısı olan çocuklara yönelik eğitsel uygulamaların amacı gereksinim duydukları temel bilgi ve becerileri kazandırarak ve sergiledikleri problem davranışları azaltarak onların bağımsız yaşama katılımlarını sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak ise bilimsel dayanaklı uygulamaların kullanımıyla mümkün olmaktadır.

Sizin “Hatanız” Değil…
Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur ve Amerikan Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezi (Centers for Disease Control Prevention)’nin verilerine göre 2006 yılında her 150 çocuktan 1’inin otizm tanısı aldığı tahmin edilirken, son bilgiye göre her 36 çocuktan 1’inin otizm tanısı aldığı tahmin edilmektedir. Otizm tüm ırklarda, etnik gruplarda ya da sosyal statüsü farklı gruplarda görülebileceği, ailenin gelir durumu, yaşam biçimi ve eğitim düzeyi ile otizm spektrum bozukluğu arasında bir bağ olmadığı vurgulanmaktadır.Cinsiyetle ilişkili olarak farklı görülme sıklığı bilgileri bulunmasına rağmen, ortak görüş, erkeklerde kızlardan daha fazla görüldüğüdür.Otizm tanısı alan çocukların çoğunda değişik derecelerde öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği de görülebilir.Otizm, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda adı çok sık duyulan bir özel eğitim kategorisidir. Otizm terimi, zaman içinde yerini, otizm spektrum bozuklukları (ASD – autism spectrum disorders) terimine bırakmıştır. Otizm spektrum bozukluğu kavramı ile ilişkili belli başlı olgular şöyle sıralanabilir;
- Otizm spektrum bozukluğunun nörolojik nedenlerden kaynaklandığı sanılmaktadır. Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin önemli bir bölümünde (yaklaşık %35), beyindeki anormal elektrik hareketlerine bağlı olarak; nöbet, istemsiz hareketler, bilinç yitimi vb. nörolojik sorunlar da görülebilir.
- Otizm spektrum bozukluğu bir ruh hastalığı değildir; ancak, belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırabilir.
- Yapılan bilimsel araştırmalar, otizm spektrum bozukluğunun çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir.
- Otizm spektrum bozukluğunun kalıtsal olabileceği yönünde bulgular vardır; ancak, buna yol açan gen ya da genler henüz bulunmuş değildir.
- Önceki yıllarda otizm spektrum bozukluğunun görülme oranının 500’de 1 olduğu kabul edilirken, son verilere göre, otizm spektrum bozukluğunun yaklaşık her 36 çocuktan 1’ini etkilediği düşünülmektedir. Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan 4,3 kat fazladır.
- Sanıldığının aksine, otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin çoğunda, farklı düzeylerde zeka geriliği görülür. Ayrıca, zeka testlerinde, belli alanlar, diğer alanlara kıyasla çok daha geri çıkabilir.
- Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır.
YORUM YAPIN