Kendini Sabotaj: Başarısızlıktan Değil, Başarının Getireceklerinden Korkmak
Kendini Sabotaj: Başarısızlıktan Değil, Başarının Getireceklerinden Korkmak
Kendini sabote etmek, kişinin ulaşmak istediği bir hedef varken farkında olarak ya da olmayarak kendi ilerlemesinin önüne engeller koymasıdır. Ertelemek, son dakikaya bırakmak, yeterince hazırlanmamak, sürekli bahane üretmek, ilişkilerde iyi giden bir şeyi bozmak veya tam başarıya yaklaşmışken geri çekilmek bunun farklı görünümleri olabilir. Ancak self-sabotage çoğu zaman “başarısız olmak istiyorum” anlamına gelmez. Aksine kişinin başarısızlık ihtimalinden, değerlendirilmekten veya başarı sonrasında ortaya çıkabilecek sorumluluklardan kendisini koruma çabası olabilir.
Psikolojide bu durum özellikle self-handicapping, yani kişinin başarısızlığı açıklayabilecek önceden var olan bir engel yaratması kavramıyla ilişkilendirilir. Kavram üzerine yapılan klasik çalışmalar, insanların performanslarıyla ilgili benlik algılarını korumak amacıyla kendi performanslarını zorlaştırabilecek davranışlara başvurabileceğini göstermiştir.
Kendimizi Neden Sabote Ederiz?
Kendini sabote etmenin merkezinde çoğu zaman başarısızlık korkusundan daha karmaşık bir mekanizma bulunur: benlik değerini koruma ihtiyacı. Bir kişi “Eğer gerçekten denersen ve başarısız olursan, bu benim yeterince iyi olmadığımı gösterir” şeklinde düşünüyor olabilir. Böyle bir durumda kişi bilinçli olarak başarısızlığı seçmez; fakat başarısızlık ihtimalinin yaratacağı psikolojik tehdidi azaltmak için performansını engelleyen davranışlara yönelebilir.
Örneğin önemli bir sınava çalışmak yerine saatlerce telefonla ilgilenmek, bir iş başvurusunu sürekli ertelemek veya bir projeye başlamamak ilk bakışta yalnızca tembellik gibi görünebilir. Ancak kişi daha sonra başarısız olduğunda “Zaten yeterince çalışmamıştım” diyerek başarısızlığını yeteneğine değil, hazırlık eksikliğine bağlayabilir. Böylece “Yeterince iyi değilim” düşüncesiyle yüzleşmek zorunda kalmaz.
Bu nedenle kendini sabote eden kişinin zihninde paradoksal bir durum ortaya çıkar: Başarısız olmamak için başarısızlığı kolaylaştırmak. Kısa vadede bu davranış kaygıyı azaltabilir. Fakat uzun vadede kişinin özgüvenini, performansını ve kendisine duyduğu güveni zayıflatır.
Erteleme ile Kendini Sabotaj Arasındaki Bağ
Kendini sabote etmenin en görünür biçimlerinden biri ertelemedir. Her erteleme davranışı self-sabotage değildir; ancak özellikle kişi hedefinin önemli olduğunu bildiği halde sürekli olarak harekete geçmeyi erteliyorsa, bunun altında başarısızlık korkusu, değerlendirilme kaygısı veya düşük öz-yeterlik bulunabilir.
801 üniversite öğrencisiyle yapılan bir araştırma bu ilişkiyi oldukça çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Araştırmada erteleme, sınav kaygısı, benlik saygısı ve öz-şefkat birlikte ele alındığında öğrencilerin kendini sabote etme davranışlarındaki varyansın %59’unu açıklamıştır. Tek başına ertelemenin katkısı ise %17 olarak bulunmuştur. Sınav kaygısının katkısı %4, benlik saygısının %2 ve öz-şefkatin %2 olarak raporlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 404 kadın ve 397 erkek olmak üzere toplam 801 lisans öğrencisinden oluşmuştur.
Bu veriler bize önemli bir noktayı gösteriyor: Erteleme her zaman “disiplinsizlik” olarak değerlendirilmemeli. Bazen kişi bir görevi yapmadığı için değil, o görevi yapmanın kendisi hakkında ortaya çıkarabileceği sonuçlardan korktuğu için kaçınıyor olabilir.
Örneğin “Çalışırsam ve yine de başarılı olamazsam ne olacak?” düşüncesi, “Hiç çalışmayayım; başarısız olursam sebebini zaten biliyorum” düşüncesine dönüşebilir. Böylece kişi kendisini psikolojik olarak koruduğunu hissederken hedefinden uzaklaşır.
Kendini Sabotaj Döngüsü Nasıl Oluşur?
Kendini sabote etme çoğunlukla tek bir davranıştan oluşmaz; zaman içerisinde tekrarlanan bir döngüye dönüşebilir. Önce kişi kendisi için önemli bir hedef belirler. Hedef önem kazandıkça başarısızlık ihtimali daha tehdit edici hale gelir. Kaygı yükselir ve kişi bu rahatsız edici duygudan uzaklaşmak için erteleme, kaçınma veya dikkat dağıtıcı davranışlara yönelir.
Kısa vadede kişi rahatlar. Çünkü artık sınavla, iş görüşmesiyle, ilişkiyle veya performansıyla yüzleşmek zorunda değildir. Ancak zaman geçtikçe suçluluk ve stres artar. Hazırlık için daha az zaman kalır ve başarısızlık ihtimali gerçekten yükselir. Sonunda kişi istediği sonucu elde edemezse “Zaten yeterince hazırlanmadım” diyerek kendisini koruyabilir.
Sorun şu ki bu döngü kişinin gelecekteki davranışlarını da etkiler. Birkaç kez aynı deneyimi yaşayan kişi zamanla kendisi hakkında “Ben zaten son dakikacıyım”, “Ben disiplinli biri değilim” veya “Ben başladığım şeyleri sürdüremiyorum” gibi inançlar geliştirebilir. Böylece başlangıçta yalnızca bir davranış olan self-sabotage, kişinin kimliğiyle ilgili bir algıya dönüşebilir.
Bu yüzden kendini sabote etme davranışını değiştirmek yalnızca “daha disiplinli olmalıyım” demekten ibaret değildir. Öncelikle kişinin hangi duygudan kaçmak için bu davranışı yaptığını anlaması gerekir.
Kendini Sabote Etmeyi Nasıl Fark Edebiliriz?
Kendini sabote etmenin en önemli işaretlerinden biri, kişinin davranışıyla hedefinin sürekli olarak çelişmesidir. Bir şeyi gerçekten istediğini söylemesine rağmen tekrar tekrar tam tersini yapıyorsa burada yalnızca motivasyon eksikliğinden söz etmek yeterli olmayabilir.
“Bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa başarısız olmaktan mı korkuyorum?”, “Başarısız olursam kendim hakkında ne düşüneceğim?”, “Başarılı olursam hayatımda ne değişecek?” ve “Şu anda yaptığım davranış beni hedefime mi yaklaştırıyor, yoksa geçici olarak rahatlatıyor mu?” gibi sorular kişinin döngüyü fark etmesine yardımcı olabilir.
Çünkü kendini sabote etmenin çözümü kişinin kendisini daha fazla suçlaması değildir. Tam tersine, kişi davranışının arkasındaki ihtiyacı anlamaya başladığında değişim için alan açılır. Ertelemenin altında başarısızlık korkusu varsa yalnızca takvim hazırlamak yeterli olmayabilir; başarısız olma ihtimaline ilişkin düşüncelerin de ele alınması gerekir. Kişinin kendisine yönelik sert ve koşullu değerlendirmeleri azaldıkça, hata yapma ve başarısız olma ihtimali daha katlanılabilir hale gelebilir.
Kendini sabote etmek çoğu zaman kişinin kendi düşmanı olduğu anlamına gelmez. Bazen zihin, kişiyi korumaya çalışırken uzun vadede onun önüne engel koyar. Kısa vadeli rahatlama ile uzun vadeli hedef arasındaki çatışmayı fark etmek, bu döngüyü kırmanın ilk adımlarından biridir.
Belki de kendimize sormamız gereken soru “Neden kendimi sabote ediyorum?”dan önce şudur: “Kendimi neden korumaya çalışıyorum?” Çünkü bazen değişmesi gereken şey hedefimiz değil, hedefe yaklaşırken kendimiz hakkında inandığımız şeydir.



