Çoklu Kişilik Bozukluğu


Çoklu kişilik bozukluğu, kişinin kimliğinin iki ya da daha fazla kişiliğe bölünmesi şeklinde bir psikolojik hastalıktır. Toplumda pek çok kişinin tanısı konmuş ya da konmamış bir şekilde yaşamaya devam ettiği bu sorun, filmlere, kitaplara konu olan bir psikolojik rahatsızlıktır ve daha çok da çocukken istismara uğramış kişilerde bulunmaktadır. 

Çoklu kişilik bozukluğunda hasta, bir tür kişilik bölünmesi yaşar; bilincini, hafızasını ve benliğini gösteren kimliğini tek bir kişilikte toplamakta zorlanırlar. Bu durumda hastanın öncelikle daha sık yaşadığı birincil kimliği ve zaman zaman ortaya çıkardığı diğer kimlikleri olur. Sıradan olarak yaşadığı birincil kimlik daha pasif ve rutin bir karakterken, diğer kimlikler çok daha aktif, baskındır, bunların her birinin çok önemli hikayesi vardır. Kişi ikincil kimliklerinden birini yaşıyorken birincil kimliğine dair çok ciddi bir unutkanlık, hatta hafıza kaybı yaşanır, gerçekten, tam olarak diğer kimliğe bürünmüştür. 

Çoklu kişilik bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Çoklu kişilik bozukluğu sorunu olan kişinin toplumda hemen fark edilebileceği kadar net ve kesin belirtileri vardır. Ancak çoklu kişilik bozukluğunda kişi kendisinin hasta olduğunu düşünmediğinden ya da kabul etmediğinden ortaya çıkan bu belirtileri kendisi fark etmez ya da normal dışı davranışlar olarak görmez. Oysaki ailesindeki, çevresindeki kişiler bu belirtilerin farkında ve bunlardan rahatsızdır. Hastanın bu belirtileri fark etmiyor olmasının ve kendisinde her şeyin normal olduğunu düşünüyor olmasının en önemli sebebi, hastanın büründüğü her kimliği sanki gerçekmiş gibi yaşıyor olmasıdır. Kendine göre o zaten büründüğü kişiliğe aittir ve ancak bu tür davranmak doğru olacaktır. Bu bağlamda çoklu kişilik bozukluğuna sahip kişilerde çevresindekilerin sıklıkla gördüğü belirtiler aşağıdaki gibidir:

  • Gözle görünür düzeyde farklı kimliklerin varlığı,
  • O anki davranış biçiminin içindeki farklı kimlikler tarafından belirlenmesi,
  • Kısa süre içinde birbirinden farklı kimliklere girdiğinden anılar, olaylar ve davranışlar arasındaki bağlantının kopuk olması,
  • Çok sık geri dönüşler yaşayıp, çok önceki bir olaya daha yeni yaşanmış gibi tepkiler verilmesi,
  • Başka kimliğe büründüğünde bir önceki kimlikte yaşadığı her şeyin tamamen silinmesinden dolayı davranış, olay ve konuşmaların hatırlanmaması,
  • Her an aşırı uyarılmış halde, hep saldırmak için tetikte olması,
  • Uyku bozuklukları ve uykuya dalmakta güçlük yaşanması,
  • Başta, karın bölgesinde ve midede ani ağrı atakları (psikolojik sorunun fiziksel etki göstermesi),
  • Kimi zaman gereğinden fazla, bazen de yetersiz beslenme gibi yeme bozuklukları,
  • Bitmeyen dramatik düşünceler ve intihar eğilimi, hatta intihar girişimi,
  • Aniden çok mutsuzluk, yine aniden aşırı keyiflilik gibi duygu değişimleri,
  • Kişisel geçmiş, hayatındaki insanlar, olaylar ve davranışlara dair hafızada ciddi boşluklar olması,
  • Aniden çok pasif, yine aniden çok dominant olmaya çalışma,
  • Sebepsiz bir suçluluk hali,
  • Agresif ruh hali ve davranışlardan dolayı kendine ve başkalarına zarar verme eğilimi,
  • Bir konuya ya da olaya odaklanmada güçlük,
  • İleri dönemlerde görsel veya işitsel halüsinasyonlar,
  • Sebepsiz gibi görünen uzun süreli depresif ruh hali, anksiyete gibi belirtilerin birkaçının birlikte bir arkadaşta ya da aile üyesinde görülüyor olması çoklu kişilik bozukluğunu düşündürür ve araştırılması gerekir. 

Çoklu kişilik bozukluğu neden olur?

Çoklu kişilik bozukluğu, diğer pek çok psikolojik rahatsızlık gibi belki de insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır. Ancak psikoloji biliminde kat edilen yol ve gelişmeler ile rahatsızlıklar tanımlanmaya, nedenleri ve tedavisi bulunmaya başlamıştır. Çoklu kişilik bozukluğunun neden kaynaklandığına dair de çalışmalar devam etmekle birlikte, henüz tam olarak buna neden olan etkenler bilinmemektedir. Uzmanlara göre, çoklu kişilik bozukluğu yaşayan kişilerin çoğu özellikle çocukluk dönemlerinde fiziksel veya cinsel istismara maruz kalmış kişilerdir. Bununla birlikte genellikle travma sonrası stres bozukluğu da çoklu kişilik bozukluğu yaşayanların ortak sorunları arasındadır. Yapılan araştırmalar, çoklu kişilik bozukluğu yaşayan hastaların pek çoğunun aile üyelerinde de belli ölçüde bu sorunun olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan hastalığın kalıtımsal özelliklerle ilişkisinin de yüksek olduğu söylenebilir. Bu bağlamda çoklu kişilik bozukluğuna yol açan etkenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Çocuklukta yaşanan cinsel istismar,
  • Çocuklukta yaşanan duygusal veya fiziksel şiddet,
  • Hayatın herhangi bir döneminde yaşanabilen ciddi kazalar, doğal felaketler ve savaş gibi olaylar,
  • Çok stresli yaşam sürmek,
  • Çocuklukta ensest ilişkiye maruz kalmak,
  • Doğuştan gelen merkezi sinir sistemi bozuklukları olması,
  • Çocuklukta ebeveynlerin olumsuz tutum sergilemesi,
  • Bilinçaltındaki olumsuz, anormal faktörler,
  • Olumsuz çevresel koşullar,
  • Genetik özellikler

Çoklu kişilik bozukluğu nasıl anlaşılır?

Bir kişiye, çoklu kişilik bozukluğu tanısı konabilmesi için yukarıda sıralanan birkaç belirtinin birlikte görülmesi gerekir. Teşhis konurken hastalar, birkaç yıl boyunca düzenli aralıklarla takip edilir. Bir kişide çoklu kişilik bozukluğu olup olmadığını anlamak için pek çok faktörü birlikte değerlendirmek, özellikle onların yaşam içinde yaşadıkları sorunlara odaklanmak gerekir. Bu bağlamda çoklu kişilik bozukluğu olan kişilerin yaşadığı sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kişinin içinde onun normalden farklı davranmasına neden olan başka bir insan varmış gibi tutum sergilenir. 
  • Her şey normal ilerlerken, bir anda içindeki kişi ona komut verir ve ne yapması gerektiği konusunda onu yönlendirir. 
  • Sahip olduğu diğer kişiliklerin seslerini duyduğunu söyler.
  • Kimi zaman normal davranırken, bazen çok uzun süre hiçbir şey yapmadan aynı noktaya bakıp kalır. 
  • Önemli olaylara, durumlara odaklanmakta güçlük çeker.
  • Kimi zaman çok iyi bildiği bir yeri bile bulmakta zorlanır.
  • Bir şey yaptığında ya da bir yere gittiğinde bunu nasıl yaptığını bilemeyebilir, hatırlamayabilir. 
  • Hatırlayamadığı ya da doğru yaklaşımla düşünemediği için insanlar onları sürekli yalan söylemekle suçlar. Oysaki o, gerçekten bilmiyor, hatırlamıyordur. 
  • Kendi aldığı eşyaları bile nereden, nasıl aldığını hatırlamayabilir, bilmeyebilir. 
  • Süreklilik gerektiren işlerde başarı gösteremeyebilir.

Çoklu kişilik bozukluğu genetik midir?

Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan kişilerin çoğunluğunun bazı aile bireylerinde de bu sorun görüldüğünden, uzmanlar sorunun genetik faktörlerden etkilendiğini düşünür. Ancak her vaka için bu söylenemez. Ancak bu hastaların neredeyse % 99’u çocukluk döneminde çok güçlü bir travma yaşamıştır. Bu bakımdan çoklu kişilik bozukluğunda genetik faktörlerin etkisi olabilir, ama çocukluk travmalarının etkisi kesinlikle vardır. 

Çoklu kişilik bozukluğu nasıl teşhis edilir?

Çoklu kişilik bozukluklarını kesin olarak teşhis etmeyi sağlayacak laboratuvar testleri henüz bulunmamakla birlikte, belirtilerden birkaçının görülmesi sorunu doktora başvurulduğunda fiziksel muayene ve tıbbi hasta öyküsü dikkate alınarak teşhis konmaktadır. Çoklu kişilik bozukluğu teşhisinde uzmanlar, kan testleri ve görüntüleme tanı yöntemleri uygulayabilmekteler. Bazı vakalarda bu sorunun teşhisi için; Dissosiyatif Deneyim Ölçeği – DES ve Dissosiyatif İçin Yapılandırılmış olan Klinik Görüşmeler yapılır.

Çoklu kişilik bozukluğu sorununda tanı için hastanın çok detaylı bir incelemeden geçmesi ve uzun süre gözlemlenmesi gerekmektedir. Çünkü diğer psikolojik rahatsızlıklarla, çoklu kişilik bozukluğu belirtileri birbirine çok benzemekte ve de çoklu kişilik bozukluğunun birkaç farklı türü bulunmaktadır. Bu bağlamda tanı için her bir öğenin uzun süre detaylı olarak incelenmesi gerekir. 

Çoklu kişilik bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Çoklu kişilik bozukluğu tedavisi, pek çok farklı nedenden kaynaklanabildiği için tedavi yöntemleri de değişebilmektedir. Doktor, tanıyı koyduktan sonra hastalığın türüne ve hastanın durumuna göre tedavi yöntemini belirlemektedir. Bu bağlamda aşağıdaki tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir:

  • Bilişsel- davranışçı terapi yöntemi,
  • Göz Hareketini Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme yöntemi,
  • Aile terapisi yöntemi,
  • Diyalektik davranış terapisi yöntemi,
  • Klinik hipnoz yöntemi,
  • İlaç kullanımı,
  • Meditasyon yöntemi